100 Sözlük Açan Adam ve Sözlük Sektörü

On 21 Aralık 2011, in Sözlük, by Abdullah Önden

Bu da demek oluyor ki 100.000′den fazla kullanıcı, milyonlarca klik, 10 milyondan fazla entry ve dahası. Bu güne kadar 100′den fazla sözlüğün kuruluşunda yer aldım, kurumsal olarak sanırım şu an 70 kadar referansım mevcut. Sözlükler, konsept, ekşi, inci, hukuk çok şey konuşuldu. Her zaman sessiz kaldım, zira ben “kendisinden yazılım istenen yazılımcı” modelini doğru bulmuştum, fikir benim değildi ben sadece her yazılımcı gibi kendisinden istenilen çıktıyı çıkaran adamdım. Fakat artık yavaş yavaş benim de konuşmam gerektiğine inanıyorum, zira Türkiye’de sözlük konusunda emek göstermiş ve göstermeye de devam edenler arasında önemli bir yerde olduğumu biliyorum. Elbette böyle bir yazı yazdığım için sert yorumlar işiteceğim ama ben yine de yedi yıllık sessizliğimi bozmak istiyorum.

Sözlük girişimcileri ile zaten her zaman nelere dikkat etmeleri gerektiği hususunda konuşuyorduk, pek çoğu da bunları yazmamın önemli olduğunu belirtiyorlardı. Bense boş tencere çok ses çıkarır minvalinde yorumlarla “biz daha olmadık” yorumunu yapıyordum. Ama görüyorum ki biz konuşmadıkça başkaları konuşuyor, ki pek de doğru yorumlar yapmıyorlar. Kolları sıvamışken sözlükle ilgili temel anekdotlarımı aktarmak istiyorum.

Temel Anekdotlar

1- Sektör

Evet. Farkında değilsiniz belki ama  ”sosyal medya” ismi ile ün salan siteler silsilesi aslında sözlüklerin yıllar önce sosyal medya denen şeyi Türkiye ile tanıştırdığını gösterdi. Bu ne demek? Twitter, facebook gibi siteler nasıl bir örgüt kültürüne sahipse, sosyal medya denen şeyi oluşturmuş ve kişi ve kurumlara katma değer sağlamışsa sözlükler de bunu yapıyor. Yalnızca sözlükleri “türlü maymunluklar yapan maskeliler” olarak gören kesim onun önemini hep düşürmeye çalıştı. Sözlük dünyası bir milyona yakın kullanıcısı, milyonlarca okuru, milyarlarca tıklanma oranı ile Türkiye’nin en başarılı girişimlerindendir. Bu da otomatik olarak arz-talep meselesini gündeme getiriyor. “Sözlükler bitecek” yorumunu yıllardır söyleyen kişiler her sene kat kat büyüyen sözlükler karşısında artık “anlayamıyorum” yorumunu yapmaktalar. Zira sözlük yapısı ve müthiş basitliği sayesinde bitmek bir yana “never ending story” modunda ilerlemekte ve büyümektedir. Bu istikrarlı büyüme bu alanda bir ekonomi de doğurmaktadır. Sözlük Sistemi blogunda ekşi sözlük reklam fiyatlarını paylaştığımda bir şaşkınlık yaşanmıştı, hem yazar, hem de girişimci tarafında. Oysa ki bunda şaşılacak bir şey yok. Önemli olan unsur bu sektörü doğru kavrayıp açık noktalardan girişim yapmak. Profesyonel olarak ele alınan sözlük projelerimiz zaten şu an düzenli gelir elde etmekteler.

2- Sözlük Ekşi Sözlük’ü Aşan Bir Fikirdir

Çoğu insan bunun farkında değil. Ekşi Sözlük’ü ilk yıllarından itibaren takip ediyorum, yazıyorum. Yaklaşık 7 yıldır sözlük yazılımı geliştiriyorum ve artık karar verdiğim şey Ekşi Sözlük ve Sedat Kapanoğlu’nun bu alanda sadece bir kapı açtığıdır ki zaten kendisi de pek çok konuşmasında bunu belirtmiştir. Bu müthiş icatı doğru kavradıktan sonra karşınıza uçsuz bucaksız fikirler çıkmaktadır. Zira sözlük fikri size “aklına ne geliyorsa tanımla” fırsatını sunuyor. Sözlük bilindiği gibi 99 yılından itibaren bu yapıda kalmayı tercih etmiş durumda. Fakat daha çok web 2.0 hatta semantik web ile de hizmet verebilir. Mark Zuzuckerberg’in sunumların insanları ne kadar heyecanlandırdığını biliyoruz. Ekşi Sözlük gibi Türkiye’nin en başarılı sosyal medya fikrinin bu şekilde sabit kalmasını sadece vizyonsuz yaklaşım olarak değerlendiriyorum. Biz yazılımcı olduğumuz için talep edileni yapıyoruz. Oysa ki berrak bir zihinle bakıldığında ve doğru bir yatırımla çok daha özgün sözlük formatları geliştirilebilir. Ben sözlük fikrinin global anlamda da başarılı olabileceğini düşünüyorum. İçerik konusuna gelelim. Bir sözlük açtığımız anda ekşi sözlük yazarlarının yorumları ikiye ayrılmakta, “ekşi sözlük’ün aynısı, klon” “sözlük formatını anlayamamışlar, forum”. Yani ne yaparsanız yapın siz bizim taklitimizsiniz denilecektir. Bu sebeple sözlük girişimcisi özgün, hayalleri doğrultusunda işleyecek, kendi çizgilerini çizeceği bir sözlük formatı geliştirmeli ve arkasında durmalıdır.

3- Sözlük Formatı Hatalı

Sözlük fikrinin temelini atan ekşi sözlük içeriği ve yaklaşımı sebebi ile gideri tıkamaktadır. Zira sosyal medya demokratik bir ortamda herkese konuşma hakkı tanımaktadır. Ekşi Sözlük ise tamamen monarşik bir yapıya sahiptir. Yazarlar twitter’daki gibi anında yazı yazamamakta, facebook’taki gibi kendilerini evlerinde hissedememektedirler. Yine kimin nasıl yazar olduğu, kimin nasıl sözlükten gönderildiği bilinmemektedir, tamamen kapalı bir usulle yönetilmektedir. Kuzey Kore’nin lideri için gözyaşı dökenlere anlam veremeyen ekşi sözlük yazarları benzer ve türlü türlü mantık hataları ile dolu sözlüğün konsepti konusunda müthiş bir savunmaya geçmektedirler. Özeleştiriye kapalı bir yönetim ve kraldan çok kralcı mantığında işleyen bu yapı klon sözlüklerde de taklit edildiğinde başarısızlık gün yüzüne çıkmaktadır. Bu şekilde kişi odaklı yapılar şüphesiz ki kendisi ve örneklerinin de önünü tıkamaktadır. Benim sözlüklerle ilgili beklentim yeni nesil yaklaşımlarla yeniden yapılandırılacak sözlük mantığının Türkiye’de oldukça ses getireceği yönündedir. Umuyorum ki bizler bu süreci geliştiren ekipte olacağız. Ama şu unutulmamalı, sırf ekşi sözlük böyle bir çizgi belirledi diye yeni sözlükler de bunu takip etmemelidir. Bu çok genel yapılan bir hatadır.

4- Yazarlar Hiçbir Zaman Mutlu Olmayacak

Bu artık benim değişmez kuralım. Yapı ve format bu şekilde olduğu müddetçe her zaman yaprak dökümü olacaktır. Sözlük temelde bakıldığında nickler ve nicklerin yaptığı hareketlerle oluşmaktadır. Ne bir hareket, ne bir mimik vardır. Bu da aslında karşı karşıya gelse çok iyi anlaşabilecek iki insanın birbiri ile sanal ortamda kanlı bıçaklı olmasına sebep olmaktadır. Yine sözlüklerin oturtulamamış yasaları sebebi ile çoğu yazar haksız yere kovulmakta, sözlükten soğutulmaktadır. Bu sistemde bir giden kişi yanında on kişi götürmektedir. Sonraları bu sayısı binleri bulmaktadır ki başta “gitsinler” denen bu insanlar çokça özlenmektedir. Yine Facebook ve Twitter’ın artık alıştırdığı gerçek kimliği ile internette yer alma fikri olmadığı müddetçe yazarlar role playing yapmaya devam edeceklerdir. Ben yakın zamanda daha ciddi hatta kurumsal sözlükler açılacağını düşünmekteyim.

5- Yazarlar Para Kazanabilmeli

Ekşi Sözlük ve bizzat Sedat Kapanoğlu bu konuda net bir şekilde “yazarların bu hakkını bildiklerini fakat bunu nasıl başaracaklarını bilmediklerini” açıklamıştı bir kaç sefer. Fakat şu bilinmektedir ki yazarlar entrylerinin sonunda Twitterdaki gibi reklam koyamıyor ya da bir grup kurup bir reklam etkinliği yapamıyorlar. Şüphesiz “reklam” iconu ile birlikte reklam yapabilmeliler. Yine ekşi sözlük yazarları kendi entryleri ile bu güne gelen sözlüklerine reklam veremiyorlar. Herkes gibi medyanet’in çılgın fiyatları ile karşılaşıyorlar. Madem reklam ücreti ödenemiyor bu şekilde kendilerine ait bir yerde seslerini duyurabilirler. Bu fikirleri sözlük yönetimi görmezden geldiği gibi yazarlar da karşı çıkıyorlar. Tamamen koyunlaşmış bir sürü psikolojisi mevcut durumda ne yazık ki, oysa ki bu temel hakları. Zira sözlük wikipedia gibi tamamen bağımsız bir platform değil, ticari bir işletme. Sözlük yine bir çalışma ile bu reklam olayını kendi bünyesinde toplayıp link başına ödeme yapabilir. Fakat ben yakın zamanda böyle bir şeyin olacağına inanmıyorum. Zira daha yazarlarının bilgilerini koruyamayıp insanlara nezaret yolunu açıyorlar.

6- Kurumsal Sözlükler

Bilindiği gibi kurumlar bir şekilde sosyal medya denen şeyde aktif olmayı hedeflemektedirler. Elbette henüz “sosyal medya uzmanı” olarak isimlendirilen niteliği tam olarak otulmamış istihdamlar ile bu çözülmüyor. Özgür düşünce, inovasyon, hayal gücü ve yeni nesiller konularında kafasını çalıştıran firmalar sözlükleri şüphesiz iyi bir “reklam” aracı olarak görmekteler. Oysa ki internet bir bilboard değil. Üzerinde milyonlarca kişinin bulunduğu, insanların artık onunla yaşadığı bir yapı. Eğer siz bu insanları anlamaz ya da anlamaya çalışmazsanız şüphesiz ki bu istihdamların tek ölçümleri “takipçi sayısı” ve “başlık altına girilmiş entry”den ibaret olacaktır. Önemli olan benzersiz projelerle bu insanları katma değere dönüştürmektir. Zira sizin markanız onların omzunda yükselecek ya da yerin dibine girecektir. Buradaki açığı ilk gören yine ekşi sözlük oldu. Fakat yaptığı şey kurumsal hesap açarak doğrudan şikayetleri kabul etmek yönünde oldu. Biz Sözlük Sistemi’nde markalara kendilerine özel sözlüklerle bu insanlara doğrudan ulaşmalarını hedefliyoruz. Böylece daha elle tutulabilir veri, daha çok yatırım ile gelişecek bir yeni sosyal medya akımını düşünüyoruz. İnanıyorum ki 2012 yılında kurumsal sözlükler görmeye başlayacağız. Zira artık kurumlar facebook’a sayfa açıp twitter’da takipçi kovalamanın yetersiz olduğunu çözmeye başladılar. Artık onları bir yerde buluşturup isyanlarını kendilerine yapmalarını istiyorlar. Evet, sözlükler bunun için biçilmez kaftan.

7- Ekşi Sözlük Düşüşte, Ciddi Bir Yatırımcı Sektörü Dağıtabilir

Kimse konuşmasa da başından beri anlattığım sebepler dolayısıyla Ekşi Sözlük gücünü hızla kaybediyor. Eskiden “kimseyi umursamayız, biz buyuz” diyen bir yapıdaydı. Şimdi daha kurumsal yaklaşmaktalar fakat en ciddi rakipleri olan Facebook ve Twitter’ın başlattığı özgür internet mantığı ile çelişmekteler. Henüz kendilerini taklit etmeyen ve sermayesi yüksek bir sözlük olmadığı için kan kaybı pek sezilmemektedir. Fakat ciddi bir yatırımı arkasına almış daha özgür ve yenilikçi bir sözlük tabanlı bir sosyal medya projesi zannımca bir sene içinde Ekşi Sözlük’ü bitirebilir. Kim Facebook öncesi arkadaşlık sitelerini hatırlıyor? Ya da Google öncesi arama motorlarını? Önemli olan bizim gibi adamların artık saklanmayı bırakıp yatırımcı ile buluşması ve buna gerçekten inanması.

Umuyorum vakit bulabilir ve aklımdakileri dökmeye devam edebilirim.

Tagged with:  

Proje Sahibi ve Proje Ofisi Olmak

On 02 Aralık 2011, in Fikriyat, İnternet, by Abdullah Önden

Türkiye zor ülke. Bakış açısı gerçekten farklı her şeye. Kimi zaman duygusal, kimi zaman mantıksız, kimi zaman gelenekselci. Fakat değişmeyen bir şey var, menfi arzular; menfaat.

Proje Ofisinden kastım yazılım üzerine çalışmalar yapan, sizin hayalinizdeki yazılımı gerçeğe dönüştüren bir ofis. Kapısını çaldığınızdan itibaren sizi heyecanlandıracak bir operasyona girişirler. Böyle çok fazla yer yok, var diyorlarsa inanmayın. Hani amiyane tabir varya, “amatör ruh” burası için cuk oturmakta. Zira yazılımda kurumsallaşma seri proje üretimi yapacak yazılım firmaları için zehirli bir hançer gibi geliyor bana. Zira stres ve çalışan devir oranının yüksek olduğu bu üretim kolunda keyif, huzur ve gelecek üçgeni bermuda gibidir. Siz iyi ücret alabilirsiniz, belki dışarıdan her şey iyi de gözüküyor olabilir ama biliyorsunuzdur ki bir şeyler yanlış.

Diğer konumuz. Müşteriler. Hala.. Evet, hala anlayamadık tam olarak teknolojiyi. Bazı insanlar var, açık ve seçik diyorlar ki “ben dinazorum Abdullah, ben anlamam bunlardan”. İşte en azından kabul etmiş kesimdir kendisini, az da olsa oluyor, emanet edebiliyorlar size projelerini. Ama bir kesim var ki dinazor olduğunu bilir fakat yine de projesinin her aşamasında uzman görüşü? bildirir. Yani esasında projeyi sekteye uğratır. Yanlış anlaşılmamalı bunlar şikayet değil, bunlar gerçekler. Yoksa şüphesiz, “müşteri her zaman haklıdır, haklı olmadığı zaman dahi.” Bu yalnızca bir tanımlama, uzun zamandır gördüğüm, herkesin bildiği ama ifade etmediği bir şeyin tanımı. Oturacak.. Bunlar da oturacak. Ama zaman alacak şüphesiz. Yine, girişimciler. Harika insanlar. Ama yazılım ayağına gelindiğinde nedense yazılım mühendislerine güvenmez olurlar. “Ne yapıyorsunuz ki siz?”, “o kadar zor mu?”, “bu kadar karışık nasıl olabilir?” Sürekli bir kazık yeme korkusu oluşmuş, sebebi de şüphesiz zamanında piyasayı öldürmüş katil geliştiriciler. Uzman olmadıkları her konuya teklif verip bir şekilde insanları çarpmış kişiler.

Yazılım proje geliştirme prosedürlerini ve neden uzun sürdüğünü kısaca şöyle ifade ediyorum. Bir bina dikeceğinizi düşünün. Bir günde dikebilir misiniz? Öncelikle temel atacaksınız, sonra altyapı, sonra sıva, sonra ince iş. Belki 15 günde gecekondu dikebilirsiniz, ama o gecekondudur. Ama nasıl 15 günde yetişmez? Nasıl 50 adam/gün tutar? Bu örnek en azından bana kendimi ifade etmemde yardımcı oluyor. Kimseyi suçlamıyorum, bunları biz yazmazsak kimse anlayamayacak. Bakıyorum paylaşan yok, yemeklerde birbirine fısıldamaktansa birilerinin not alması daha mantıklı geliyor.

Kısacası proje ofisi olmak biraz zor. Hele ki “yazılım proje ofisi” olmak daha zor. Ama yine de harika bir iş, hele ki seviyorsanız. Burada girişimci ve proje sahiplerine düşen en büyük sorumluluk proje ofislerini iyi seçmeleri. Zira Türkiye’de girişilen projelerin yalnızca %20′si tamamlanabiliyor! Yeterli know-how sahibi olamayan yazılım geliştirme uzmanları, çaylaklar, freelancerlar, uzman kadrosu olmayan -kurumsal- şirketler.. Hepimiz sorumluyuz bundan. Yine proje kabulünde iyi analiz yapılmaması da bu konuda etken. Eğer analiz aşamasında son adım dahi net değilse bir ürperme olmalı proje yöneticisinde, bariyerler proje kick-off olmadan en azından kafadan kaldırılmalı, olmuyorsa analizde silinmeli. Ha, sıkıntı mı var, uzatmadan ya iptal etmeli ya da o eksik hızla giderilmeli.

Bizler Fabrikod Yazılım Fabrikası olarak internet yazılımı üzerine uzmanız. Yani internet ile ilgili güzel bir projeniz mi var, o halde Fabrikod’a merhaba deyip bizimle tanışabilir, bizimle kahve içebilir, projenizi aktarabilirsiniz. Sizlerin projesini kendi projesiymiş gibi sahiplenen Fabrikod gibi şirketler geliştirdikleri projeye her zaman kendisinden de bir şeyler ekleyecektir. Böylece bir “müşteri” olmaktan ziyade, hem dost hem de bir “ortak” olmuş olacaksınız ki sektörümüzde sırtınızı yaslayabilecek bir yazılım ekibiniz olması müthiş geliyor kulağa.

Umarım bu yazı güzel gelmiştir kulaklara. Görüşmek üzere.

 

E-Ticaret İle İnternetten Para Kazanma Rehberi

On 01 Kasım 2011, in E-Ticaret, İnternet, by Abdullah Önden

İnternetten para kazanma”  terimi internetin ilk popüler olduğu yıllardan beri trend bir konu olmuştur. Şimdilerde ise daha gelişmiş bir terim var; e-ticaret ile cironuzu katlayın. Peki bu iş bu kadar kolay mı?

Televizyonu açtığınızda Markafoni, Limango, Trendyol’un reklamlarını görüyoruz. Hepsiburada zaten Doğan grubunun desteğini aldığı için oldukça medyatikti. Fakat artık e-ticarette ilginç bir hareketlenme yaşanıyor. Satış yapanlar bunu “sektöre girin, patlama yapın” şeklinde altın tepside sunuyor. Bir inceleyelim şu tepsinin içinde olanları.

1- Türkiye’de e-ticaret müşterisi değişiyor

Türkiye’de bilgisayar ve internet başında geçen süre arttı. Ekonomik stabilizasyon, kredi kartı alışkanlığı, e-ticaret konusunda önceki ya da eraftaki know-howın giderek artması güven temelli vazgeçişleri oldukça düşürdü. Elbette 2000′li yıllardan itibaren internetle büyümeye başlayan kuşağın kariyer basamaklarında ilerlemesi de bu satışları artırıyor, zira bu kuşak daha bilinçli, eğitimli ve en önemlisi internete ve kendisine güveniyor. Bu da demek oluyor ki internet ciddi bir alışveriş kaynağı artık, hatta bir şey almadan önce araştırılan temel bir kaynak.

2- Banka ve Sanal Posun Daha Kolay Alınabilmesi

Eskiden sanal pos her bankada yoktu. O bankalardan da sanal pos alabilmek için ağzınızla kuş tutmanız gerekiyordu. Şimdilerde neredeyse her banka sanal pos imkanı sunuyor. Elbette yine denetlemeden geçiriliyor, fakat şimdi daha mantıklı bir denetleme mekanizması var. Elbette banka ve aracı şirketlerin yazılım kalitesinin artması da entegrasyon problemlerinin daha hızlı çözüme kavuşmasını sağlıyor.

3- E-Ticaret Yazılımı

Sorduğunuz herkes e-ticaret yazılımı sağladığını belirtiyor. Size onların sizin için kurduğu ve sizin tasarımını beğendiğiniz siteyi açması, poslarınızı tanımlaması ve sizin ürünlerinizi girip müşterilerin size gelmesini beklemeniz kalıyor.

Müşteri hazır, bankalar hazır, e-ticaret paketi hazır. Peki eksik olan ne?

E-Ticaret yaşayan bir organizmadır. Hem teknik açıdan, hem işletme açısından pek çok teori barındırır. Her büyüyen organizmada olduğu gibi evrilecektir, kırılacaktır ve gelişecektir. Bu durumda e-ticaret uzmanlarının önceden bu konularda bilimsel araştırmalar yapıp gedikleri kapaması gerekmektedir. Daha kurumsal e-ticaret projeleri bu konuları kendi içlerinde pazar araştırmaları, bilimsel anketler, yeni teknolojilerin araştırılması konularında AR-GE yaparak araştırması gerekmektedir. Fakat Türkiye’de muhasebe kayıtlarına baktığınızda en az yatırım yapılan alan bu konulardır.

Uzman Olmayan E-Ticaret Uzmanları

Sektörde kendisini e-ticaret uzmanı olarak nitelendiren pek çok kişi var. Ben e-ticaret üzerine master yaptığım, senelerdir e-ticaret yazılımı geliştirdiğim, e-ticaret projelerine hayata geçirdiğim halde bu kadar iddialı konuşmuyor(d)um. Sektörün müthiş hızla büyüdüğü ve birçok kişiye ciddi gelir sağladığı şu dönemde korkulan “balon” hikayesi yaşandığı takdirde bu uzmanlar bavulları ile nereye gidecekler merak ediyorum.

E-Ticaret Bir Ekip İşidir

Öncelikle proje sahibi neyi ne için yaptığını iyi tartmalıdır. Hedefi doğru koyulmamış projeler bir yerde fire verecektir.

Yazılım ekibiniz yanınızda olmalıdır. Sektörde iyi bir yer almak isteyen, yüksek ciro hedefleyen girişimler ya kendi ekiplerini kuracaklar ya da YesTicaret gibi altyapı sağlayıcıları ile çalışacaklar. Çünkü standart paketlerde size hızlı çözüm üretilemez, size özel ekibiniz yoktur. Adı üstünde, paket hizmettir. Oysa ki siz her ne kadar ön tarafta müthiş bir operasyon kursanız da eğer yazılımınız oturmamışsa ya da omurgası sağlam değilse bir zaman sonra yangın başlayacak demektir.

İnovasyon ya da yenilikçilik internetin ve e-ticaretin özünde vardır. Hepsiburada.com çıktıktan sonra tüm e-ticaret girişimleri başta tasarımları olmak üzere pek çok özelliğini klonladı. Elbette bu girişimler de başarılı oldu fakat birer yıldız olamadılar. Şu an en popüler e-ticaret girişimleri şüphesiz private shoppingler ve fırsat siteleri. Bu sene ise dikey e-ticaret projeleri çokça dikkat çekecek. Neden yeni projeleri yaratan e-ticaret girişimi siz olmayasınız ki?

Sosyal Medya konusu e-ticaret ile bir türlü anlaşır hale getirilemedi. Oysa ki önümüzdeki senenin en trending konusu sosyal alışveriş. Sosyal medya ismi Facebook, Twitter isimlerini medyada kullanmamak için üretilen bir soğuk terim. O sebeple çok kullanmayı sevmesem de artık oturduğu için kabulleniyoruz. Benim görüşüm ne zaman ki e-ticaret girişimcileri kendi sosyal medyasını oluşturur, işte o zaman ciddi bir farklılık yaratır. Yoksa Facebook sayfası açmak ile ya da Twitter hesabı açmak ile sosyal olunmaz. Önemli olan oradaki kalabalık ile sosyalleşmek yani arkadaş olmaktır. Bu sanırım ayrı bir makale konusu.

Danışmanlık. Türkiye’de en az güvenilen fakat en değerli konu bu. E-Ticaretin her konusunda “ağabeylerden” destek almanın önemi yadsınamaz. Onların birikimi, yol göstermesi sizi hızlı bir şekilde geliştirir. Gerek yazılım gerek işletme, gerek tedarik her konuda “uzman” kişilerden destek almak gerekir. Fakat uzman seçimine dikkat etmelisiniz, bir kişinin twitter’da binlerce takipçisinin olması o kişiyi uzman yapmamaktadır.

Sözün özü, E-Ticaret ile para kazanmak isteyen girişimciler, öncelikle aynayı alıp kendilerine bakmalılar. Daha sonra organizasyonlarına ve oprasyonel yetkinliklerini gözden geçirmeliler. Daha sonra bir e-ticaret ekibi kurmalı ya da bu işi kendileri ile ortak çevirecek bir partner yazılım şirketi bulmalılar. E-ticarete başladıktan sonra işler iyi de kötü de gitse odağı bozmadan istikrarı yakalamaya endekslenmeliler. İşler her zaman iyi ya da her zaman kötü gitmeyecektir. İyi ya da kötü olsa da fark etmez, her zaman hedef “nasıl daha iyi olunabilir” olmalıdır.

Umarım bu yazı işe yarar olmuştur.

Firsaturunu.com – Mükemmel ve Berbat E-Ticaret

On 16 Ekim 2011, in E-Ticaret, by Abdullah Önden

Türkiye’de e-ticaret. Neredeyse her internet kullanıcısının hakkında bir şeyler aktarabileceği bir kavram. Büyüyor. Gerçekten büyüyor. Her gün piyasaya yeni oyuncular giriyor. Peki ya stratejileri? Strateji nedir biliyorlar mı? Ya da bir e-ticaret projesinin stratejiye olan ihtiyacından haberleri var mı?

Seneler önce kimi girişimciler buradaki hareketlenmeyi gördü ve yatırımını yaptı, şimdi ekmeğini yiyorlar. Peki ya doygunluk? Oh hayır, ı-ıh doygunluğun yakınında bile değil Türkiye’de e-ticaret. İnsanlar alışveriş yapmayı seviyor, insanlar kredi kartı sahibi, insanlar indirimi seviyor, insanlar tüketim çılgını vs vs.

Firsaturunu.com çok popüler bu günlerde. Çok basit bir şey yaptı. Piyasada kendi kategorisinde en çok satılan ürünleri tespit etti. Bunların fiyatlarını %30 ila %80 arasında indirip oldukça basit bir formatta sundu.

“simplicity is the ultimate sophistication” da vinci

Her zaman basit olmak iyidir. Kullanıcı baktı fiyatlar harika, hmm o halde kim bunlar? Hemen gözüne “biz kimiz” linki ilişti. Orada bir plaza, bilimum ünlü marka ve yıllardır bu piyasada olduğunu iddia eden bir şirket vardı. Evet firsaturunu.com sınavı geçti. Nasıl olsa ucuzdu ve baksanıza onlarca kişi alışverişe başlamıştı bile. Hem adresleri belli idi ve telefonları vardı. Sepete at ve satın al! Bingo!

İşte! Bu başarılı bir e-ticaret operasyonudur! Kullanıcı sitenize girdi, ürünlerinize baktı, fiyatlarınızı beğendi, sizi araştırdı, ikna oldu ve ürünün ücretini ödedi. Firsaturunu.com’un verdiği istatistiklere göre binlerce insan bu firmaya güvendi ve ödül olarak de ona birkaç saatte 5 milyon TL ücret ödedi.

Ticaret garip bir şey. Herkes her türlü yorumu yaptı biz e-ticaret uzmanlarından önce. Fakat öz farklı. Bu firma bu noktaya kadar başarı ile gelmiştir. Ben taahhüt ettikleri ile ilgilenirim. “Onu o fiyata satamazlar kardeşim” demem. O adamlar o fiyatı oraya koydularsa bir şeyler düşünmüşlerdir. Bu onları anında “dolandırıcı” sıfatı ile tanımlamamı gerektirmez. Gerekirse girişimci zarar eder, kendi cebinden öder ama o fiyata verebilir. Bunu türlü stratejiye bağlayabilirseniz, beni ilgilendirmez, ben etikette o fiyatı gördüm, kasaya gittim ve onu aldım. Şimdi gelelim e-ticaret anlamında başarılı olmuş firmanın normal ticaret sınavından nasıl kaldığı konusuna.

1- Krizi Yönetmek: Firma kamuoyunu rahatlatamamıştır. Binlerce insan “sizin için şu an çalışıyoruz” sözünü beklemekte iken, kendileri diğer firmaları söz konusu etmişlerdir. Oysa ki bir günde 5 milyon TL ciro yapmış firmanın o an için rakibi yoktur. Kriz yönetimi dersi almadıkları belli olan girişimciler “virüs yollandı”, “bankalara baskı uygulandı” şeklinde açıklamalar yapıp bir anda “amatör kümeye” düşmüşlerdir.

2- Basın ve İletişim: Firma başarılı gerillasından sonra basınla iyi etkileşememiştir. Zira iğrenç bir şekilde “sosyal medya” olarak adledilmiş platformlarda sesinin duyulması ile birlikte proje haber niteliği taşımaya başlamıştır. Bundan sonra yapılacak en doğru davranış ciddi ve kapsamlı bir bildiri yayınlamak olmalı idi. Altında firma sahibinin imzasını taşıyacak bu açıklamada müşteriler rahatlatılmalı, ürünlerin tedarik ve teslimatının hızlıca gerçekleştirileceği bildirilmeliydi.

3- Operasyon Kurgusuzluğu: Firma bu operasyona hazır olmalıydı. Eğer böyle fiyatlar koyuyorsanız “bu kadar talep beklemiyorduk” demek lüksünüz yoktur. Satıştan çok önce iyi analizler yapılmalı, olabilecek en iyi ve en kötü durum senaryoları çıkartılarak hem firmanın hem de müşterilerin mağduriyetinin önüne geçilmeli idi. Yani eğer siz iphone 4s’in 2000 adet satılabileceğini hesaplamadan oraya o fiyata koydu iseniz o halde isterseniz 100 yıllık 100 milyon dolar sermayeli bir girişim olun, yine başarısız olursunuz.

Sonuç:

E-Ticaret zordur. Bu deney bize bunu kanıtladı. Sınavınıza iyi çalışmalısınız.

E-Ticaret profesyonel ekip gerektirir. E-ticaret profesyonel yazılımlarla, profesyonel bir ekip ile yapılmalı ve profesyonel bir şekilde kurgulanmalıdır. Türkiye’de oldukça yeni olan bu kavram ne yazık ki “basit” görülmektedir. Hayır arkadaşlar, amcanızın oğlu Hasan bu işi yapamaz.

E-Ticaret birkaç saatte “5 milyon TL” ciro yaptırabilecek bir kapasitededir. Kaç işten böyle yatırım ile böyle ciroya ulaşılabilmektedir?

Firsaturunu.com ve Mağdurlarına:

Firsaturunu.com’un başarılı olmasını gerçekten istedim. Fakat onlar başarıdan başarısızlığa doğru giden bir tablo sundular bizlere. Belki bu sınav onları daha da ateşledi, belki yukarıda yazdıklarımı onlar çoktan kaleme aldılar bile. Bunlar sadece benim dışarıdan gözlemlerim. Umarım çok daha profesyonel bir yaklaşımla ilk girişimlerini devam ettirir ve piyasaya hareket getirirler, kendilerine başarılar diliyorum.

Mağdurlarına ise birkaç notum var. Yukarıda da belirttiğim gibi, yaptığınız bir mağazada 1000 TL etiketli ürünün 200 TL olduğunu görüp kasadan alıp poşetine koymanızdan farksızdır. Sözleşmelerinde bu ürünleri göndereceklerini taahhüt ettiler ise (incelemedim) ve “bahsettikleri sebepler ile” ürünleri göndermiyorlarsa o zaman ortada bir sorun var. Zira rakip baskısı ve banka krizi  tek taraflı sipariş iptalinin gerekçesi olamaz. Mallar yansa, depo yıkılsa, firma tasfiye olsa evet belki. Fakat bunlar sebep değil. Eğer bir sipariş vermiş olsaydım ve siparişimi iptal etmiş olsa idi firma kesinlikle hakkımı korur ve iPhone 4S’imi teslim alırdım kendilerinden. Eğer siparişinizi kendi rızanız ile iptal etmediniz ve satış sözleşmenizde ürünlerin teslimatı konusunda açıkça belirtilmiş koşullar var ise ürünlerinizi beklemeye başlayabilirsiniz. Eğer ortada dolandırıcılık yoksa o ürünlerin ücreti kredi kartınızdan çekildiği anda sizin olmuştur. Kanunlar yanınızdadır, bilginize.

Tagged with:  

Sql Server Son 10 Günü Getirmek

On 20 Eylül 2011, in Kategorilenmemiş, by Abdullah Önden

Diyelim son 10 gün kayıt olan üyelerinizi getirmek istiyorsunuz, ya da son on gün içerisinde olmuş her hangi bir şeyi, ya da yalnızca son on günü getirmek istiyorsunuz. Elbette 10 gün size kalmış, çok fazla uğraşmayın diye not edeyim dedim.

WITH numbers ( n )
AS 
(
SELECT 0 UNION ALL   
SELECT 1 + n FROM numbers WHERE n < 9
)
SELECT convert(Date,DATEADD(DAY, DATEDIFF(DAY, 0, GETDATE()), 0) - n)
FROM numbers
OPTION ( MAXRECURSION 9 )
 

YesTicaret Premium E-Ticaret Servisi

E-Ticaret günümüzde giderek büyüyor, büyümeye de devam edecek. 2009 yılına kadar erkek egemen bir kitleye hitap ettiği düşünülen elektronik ticaret Markafoni’nin sihirli değneği ile kadınların da e-ticaretin avantajını görmelerini sağladıktan ve katlanarak daha popüler hale geldi.

E-Ticaret Sitesi Sahibi Nasıl Olunur?

Burada iki seçenek var(dı);

  1. Hazır e-ticaret yazılımı paketi kullanmak: Bu seçeneğin avantajı halihazırda geliştirilmekte olan bir paketi kiralıyorsunuz, yani ödemeleri aylık/yıllık periyodlarda yapıyorsunu. Profesyonel paketlerin ücretleri genelde bin TL gibi bir ücretten başlıyor. Dezavantajları ise yazılımı esnetme şansınız yok, binlerce müşteriye hitap eden bir programı kullandığınız için tüm e-ticaret operasyonunuzu yazılıma göre yapmalısınız. Gelişmiş kampanyalar, özel entegrasyonlar, anlık geliştirme ihtiyaçları karşılanamıyor.
  2. Kendi e-ticaret yazılımınızı üretmek: Avantajı sektörü dahi değiştirebilek yenilikçi e-ticaret yaklaşımlarına girişebilirsiniz. Anında yazılıma müdahale edip çekirdekle oynayabilirsiniz. Rakiplerinizin hamlelerine daha seri ve özgür cevap verebilirsiniz. Dezavantajı ise yüksek maliyetidir. Gerek çalışan maliyeti, gerek süre, gerek know-how ve daha sayılabilecek bir çok açıdan oldukça yorucu bir iştir.

Kısacası hazır paketler büyük hedefleri olan e-ticaret projelerine yeterli gelmemekte, kendi e-ticaret yazılımını üretmek ise yüksek bütçesi ve zamanı olmayan girişimciler için zor gözükmektedir.

E-Ticaret Yaşayan Bir Organizmadır: Yazılım Onu Yaşatan Çekirdektir

Büyük ciro hedefli e-ticaret projelerinde bir notkada muhakkak kendi yazılımınız ve yazılım ekibiniz olması gerekecektir. Hızla gelişen, sosyal medya ile beslenen internet sektörü gibi e-ticaret de hızlı aksiyon alınmasını gerektirmektedir, bu başarılamadığında müşteri kaybı kaçınılmaz olacaktır. Bu sebeple e-ticaret projelerinde yazılım ve ticaret organizasyonlarını ayırmakta fayda vardır,  şüphesiz bu iki parçayı birbirinden kopartmayı düşünmemeliyiz; ticarette bir gelişme olduğunda onu yakalayacak bir yazılım, yazılım geliştiğinde de onun ihtiyaçlarını karşılayacak bir ticari organizasyon kurulmalıdır. Bu sebeple ticari organizasyonu oturmuş, bu konuda oldukça bilgili fakat internet sektöründe yeni ya da yeterli kadroya sahip olmayan girişimlerde e-ticaret yazılımlarını kavramış, birlikte hareket edilecek bir yazılım organizasyonu, ekibi gerekecektir.

YesTicaret - Premium E-Ticaret ile İhtiyaca Yönelik Servisler

Yukarıda e-ticaret girişimcilerninin projelerini gerçekleştirebilmeleri için iki seçeneği saymış ve bir parantez koymuştuk. Parantezin sebebi YesTicaret, zira artık iki seçeneğin avantajlarını kullanabileceğiniz bir hizmet mevcut. Ne paket satın alın, ne de kendi ekibinizi kurun. YesTicaret ile premium e-ticaret hizmetinden faydalanın.

YesTicaret Avantajları

- Kendi ekibiniz gibi oturup analiz yapıp tasarımdan kendi sektörünüzü, firmanızın e-ticaret ihtiyaçlarından beklentilerinizi, sosyal medyadan mobil e-ticaret uygulamalarını konuşup gereksinimlerinizi belirleyebileceksiniz.

- E-Ticaret projeniz tamamlandıktan sonra terk edilmeyeceksiniz; projenizin hedefleri, gelişimi, satışları, nasıl ilerlemesi gerektiği gibi pek çok aksiyon takip altında olacak, dönemsel raporlar yapılıp sizlere daha iyisi için neyin gerekli olduğu bilgisi verilecek.

- Sizin için geliştirilmiş özel yazılım ile tüm ihtiyaçlarınız karşılanacak ve sürekli geliştirme işlemi devam edilecek. Dönemsel toplantılar sonucu ortaya çıkan ihtiyaçlar hızlı aksiyon ile geliştirilerek tamamlanacak.

- Aklınıza gelebilecek tüm e-ticaret ihtiyaçlarınız karşılanacak; YesTicaret’in tüm fırsatlarını kullanmak isteyen müşteriler için barındırma hizmetinden domaine, SEO danışmanlığından Google Adwords reklamlarına,  ürün fotoğraf çekiminden ürün data girişine, POS danışmanlığından genel e-ticaret danışmanlığına, matematik modellemeden pazar araştırma anketlerine tüm ithiyaçlarınız karşılanabilecektir.

- Hazır paketlendirme yerine servislerin ücretlendirmeleri tamamen kalemlere göre değişmektedir, bu sebeple ufak girişimlerden devasa girişimlere kadar herkese çözüm üretilebilmektedir.

Kısacası YesTicaret büyük hedefleri olan tüm e-ticaret girişimlerine kendilerine özel A-Z’ye e-ticaret hizmeti sunmayı hedeflemektedir. E-Ticaret girişimi olan herkesin YesTicaret servislerini muhakkak inceleyip bir toplantı kopartması faydalı olacaktır.

Detaylı bilgi için:

http://www.yesticaret.com

(0216) 532 76 09

E-Ticarette Yeni Trend Tek Ürüne Odaklanmak

On 25 Temmuz 2011, in E-Ticaret, by Abdullah Önden

Ürün odaklı satış ve gelişmiş eticaret yazılım hizmeti almak isteyenlere yeni kalemimiz YesTicaret.com‘u öneririm.

Son dönemlerde internet yatırımları incelendiğinde, “Private Shopping” (özel alışveriş) sitelerine yapılan yatırımlardaki yoğunluk dikkat çekiyor. Online alışverişe yeni yeni alışan tüketiciler şimdi de davetiye ile giriş yapılan, marka ürünlerin ucuza satıldığı bu sitelere yöneliyor. Buna paralel olarak yatırımlar da bu tarafa kayıyor.

Şu an Türkiye’de yaklaşık 6.05 milyon online alışveriş kullanıcısı var. 2013 yılında Türkiye’de 22 milyon online alışveriş kullanıcısı olacağı tahmin ediliyor.

Yeniler Geliyor

Online alışveriş yapan toplam kullanıcıların yaklaşık yüzde 20’lik kısmını private shopping siteleri kapsıyor. Bu trendin önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor. Online alışverişte private shopping sistemi, Markafoni ile başladı ardından Limango ve Trendyol ile devam eden süreçte yeni bir Pazar oluştu. Bu üç büyüğün yanı sıra Vipdukkan, Bingomingo, Clubboon, Alamarka, Markalonga, Bedava.com Bankomarka.com gibi özel alışveriş siteleri de faaliyete başladı. Milyonlarca kullanıcıya ulaşan bu sitelerin çok ilgi görmesinin ardından sektöre yeni şirketler de girmeye devam ediyor.

 

Son olarak Doğan Online bünyesindeki Daybuyday.com da iki günde 50 bin üyeye ulaşarak pazara hızlı bir giriş yaptı ve birkaç hafta içinde üye sayısını 100 bine çıkarmayı başardı. Henüz yeni oluşan pazara bir çok yeni online alışveriş sitesin de gelmesi bekleniyor. Pazarın doymamış olması nedeniyle sektörün hızlı gelişmeye devam ettiğini söyleyen Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Orhun, pazara bir çok yeni şirketin girmek üzere olduğunu ifade ediyor.

Niş Pazar Oluştu

Sektörde dikkat çeken yeni bir eğilim ise private shopping sisteminin içinde de yeni niş alanların oluşması. Bu sistem ile online alışveriş sitelerinden her türlü ürüne ulaşılabilirken şimdi tek ürün odaklı özel davetiye ile alışveriş yapılan siteler ortaya çıkmaya başladı.

Limango, kısa süre önce limango KIDS ile anne ve çocuklara özel indirimli alışverişe başlamıştı. Şimdi ise teknoloji ürünlerine odaklı limango TECH’in açılışını yaptı. Teknoloji alanındaki bir özel site de Teknop.com oldu. Şubat başında açılan Teknop.com teknoloji ürünleri konusunda hizmet gösterecek yeni bir girişim.

Sayı Artıyor

Oluşan bu niş pazarda bir konsept de anne, bebek ve çocuklara özel davetiyeli alışveriş. Unnado; anne, bebek ve çocuklara özel, markalı ürünlerin bulunduğu, üyelerine özel indirimler ve ayrıcalıklar sağlayan bir alışveriş sitesi. GittiGidiyor, Kariyer.net, Sigortam.net gibi yatırımları bünyesinde barındıran iLab Ventures, anne ve bebeklere odaklı private shopping sitesi Unnado’ya yatırım yaptı. Unnado, 2010 yılının yaz aylarında faaliyete girdi. Hem online hem de perakende mağazaları ile alışveriş noktası olan e-bebek de kısa süre önce özel alışveriş konseptindeki servisini devreye aldı. Hali hazırda e-bebek.com üzerinden zaten online satış yapan şirket, mağazalarındaki ürünleri indirimli fiyatlarla şimdi de Paramini.com üzerinden üyelerine ulaştırıyor.

Yeni Girişimler Devrede

Bir diğer konsept ise dekorasyon. Bu alanda faaliyet gösteren Evim.net, ev dekorasyonu ve ev yaşamına yönelik ürünler sunuyor. Diğer özel alışveriş siteleriyle benzer modelde çalışan Evim.net Reklam Store’un da kurucusu olan OZN Medya’nın bir girişimi.

Özel alışveriş kulüpleri bu şekilde artarken, sundukları kampanyaların takibi de önem kazanıyor. Tek tek bu alışveriş kulüplerine girip o gün hangi kampanyalar olduğunu incelemek, kullanıcıların oldukça fazla zamanını aldığı düşünülerek yeni bir girişim de devreye girdi.

Tüm kampanyaları tek bir sistemde sunma fikrini düşünerek kurulan Alısveriskulupleri.com da özel alışveriş kulüplerinin oluşturduğu bir girişim olarak ortaya çıkıyor. 13 özel alışveriş sitesini tek bir çatı altında toplayarak kullanıcılarına zamandan tasarruf ettirmeyi amaçlayan site, özel günlük kampanya bilgilerini e-posta yoluyla yolluyor.

Yatırımlar Devam Edecek

Yeni girişimler devreye girerken pazarda var olan şirketler de farklı alanlarda yatırımlar yapmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde online alışveriş siteleri arasındaki kişiye özel ürün saranlar ve niş yani tek bir ürün grubuna odaklı sitelerin yaygınlaşacağını söyleyen Markafoni Yönetim Kurulu Üyesi Tolga Tatari, Markafoni grup şirketlerinin bu konuda moda severleri çok heyecanlandıracak bir girişimi olacağını söylüyor. Şu anda gizli tutulan projenin tek ürüne odaklı bir site olacağının bilgisini verelim. Özel marka işbirliklerinin süreceğini ifade eden Limango Türkiye Genel Müdürü Gülfem Toygar da farklı kategorilerdeki büyümeye yönelik yakın dönemde farklı sürprizlerinin de olacağını söylüyor. Trendyol.com ise mobil internet kullanıcısına yönelik planlar yapıyor. İnternete mobilden ulaşımın hızla arttığına dikkat çeken Trendyol.com kurucu ortağı Demet Mutlu, “Biz de önümüzdeki dönemde mobile ağırlık vereceğiz” diyor.

İlk yıl için 20 milyon lira civarında ciro beklediklerini söyleyen Daybuyday Genel Müdürü Dinç Artman, önümüzdeki dönemde de ürün bazında ihtisaslaşmış private shopping sitelerinin artacağını düşünüyor. Dinç  Artman, “ Private shopping konseptine ilave olacak yeni iş modeli çalışmalarımız olacak, fakat geliştirme aşamasında olduğumuz için şimdilik gizli tutuyoruz” diyor. Bu yatırımlarla birlikte pazarda yeni bir çok girişimin olacağını beklemek mümkün.

Sahibinden.com Açığı

On 25 Temmuz 2011, in İnternet, Yazılım, by Abdullah Önden

Merhabalar,

Bu sabah ilginç bir şey ile karşılaştım. Sahibinden.com adresine girdiğimde ve herhangi bir şey aradığımda bir kod parçacığı önüme döküldü. Genelde olabilir böyle şeyler, bir syntax hatası yapılır ve anlamsız kodlar önünüze gelir. Yok yok bu böyle değildi, kaynağını görüntülediğimde o korkunç görüntü ile karşılaştım, evet bunlar kaynak kodlardı.

İşin garip yanı hata search kısmındaydı yani burayla ilgili sonuçlar bekleyebilirdik fakat gördüğüm tamamen config dosyalarıydı. Yani sahibinden.com’un web farm bilgilerinden, ftp şifrelerine, mongo database bilgilerinden session parametrelerine kadar her şey. Oysa ki hata çok ama çok basit bir şeyden kaynaklanmıştı, < yazmak yerine bir üst tuş olan a harfine basılmıştı. Yani <?php yerine a?php.

İşte hala Türkiye’de yazılım anlayışının oturmadığının kanıtı. Production servera atılacak her dosya test edilmelidir. İlginçtir ki bu dosya local development ortamında da böyle gözükürdü, gerçekten büyük aceleleri vardı sanırım bir hotfix belki?

Sözün özü muhtemelen tüm altyapı değişecek, bu gibi durumların oluşmaması için ara katmanlar eklenecek ve daha iyi bir development processi geliştirilecektir, en azından böyle umuyorum ben.

Bu açığı bulduğumda yetkililere nereden ulaşabileceğimi bilemedim, ama sanırım onlar da fazla sürmeden farkettiler. Fakat yine de 1 dakika bile uzun bir süre ki sanırım 15 dakika yayınlandı bunlar.

Şimdiden sahibinden.com’a geçmiş olsun diler, bu durumdan iyi bir ders çıkartmış olduklarına inanmak isterim. Bir iki kişiye suçu atıp olayı örtbas etmektense tüm ekibin toparlanıp acil kararlar almasını dilerim, zira Türkiye’de genelde suç atma vb. durumlarla bu iş temizlenir anlayışı vardır.

Her ne kadar sahibinden.com’dan bana ulaşılmamış olsa da, ekşi sözlük’te yorum yapan tahminimce bir sahibinden.com developerının belirttiğine göre problemin sebebi basit bir hata değilmiş. Günde 2 milyon hit alan sahibinden.com’un bir saldırı sonucu Php interpreterı çökmüş ve bizler config parametreleri ile karşılaşmışız. Bunun yanında kredi kartlarının vs. risk durumu yok arkadaşlar.

Facebook Application Yazdırmak

On 13 Haziran 2011, in Kategorilenmemiş, by Abdullah Önden

Facebook application yazdırmak istiyorsunuz, o halde merhaba (at) fabrikod.com adresine bir mail atmanız yeterli.

 

E-Ticaret Yazılımı

On 26 Mayıs 2011, in E-Ticaret, İnternet, Yazılım, by Abdullah Önden

Türkiye’de e-ticaret konusunda en fazla belirsizlik barındıran konulardan birisi e-ticaret yazılımıdır. Son yıllarda iyice artan elektronik ticaret satışlarını gören işletmeler bu alana yatırım yapmak istiyorlar; haklılar da. Her yerde konuşulan, sloganlaştırılan “masrafsız” oluşu, halihazırdaki işletmenin proseslerini bozmadan bir ek gelir kapısı olabilme ihtimali, sadece bölgesel kalan, sesini yeterince duyuramayan kobilerin herkese ve her şekilde kendisini ifade etme olanağı sağlayabilmesi ve sayılabilecek daha nice sebepler e-ticaret’in neden bu denli yaygınlaştığının kanıtı.

Peki doğru bir yapılaşma var mı? Elbette hayır. İnsanlar çekirge gibiler internet konusunda. Bir duyum aldıklarında derhal oraya koşuyorlar ve ilginçtir oradan vazgeçmeleri de yine aynı hızda oluyor. Oysa ki bir mağaza açan şirketler birkaç yıl sabredebiliyorlar, danışmanlık alıyorlar, know-howlarına bakıyorlar, yatırım yapıyorlar, rakiplerini inceliyorlar ama yarışı bırakmak ya da inanmamışlık kapılarına hiç yönelmiyorlar.

Bu güne kadar ki deneyimlerimde gördüm ki, ne kadar büyük bir şirket olursa olsun internet bilinmiyor. Ciddi anlamda bir anlaşılmazlık, bu işlerden ürkme söz konusu. Aynı kredi kartının hayatımıza girdiği günlerdeki gibi, insanlar ve satıcılar güvensizdi. Satıcılar tahsilattan endişe ederken tüketici de nasıl oluyor da boş bir cüzdanla binlerce liralık alışveriş yapabileceklerini kavramaya çalışıyorlardı. Elbette mükemmel türk medyası bu gibi spekülatif konularda her zaman araştırmadan kamuoyunu bilgilendirdiği için insanlar deneyerek öğrendiler bu işleyişi, görüldü ki korkulacak bir şey yoktu.

Şimdi de internet, e-ticaret konularında da aynısını yaşıyoruz. Ne bürokratlar internet nedir biliyor, ne de gündemi belirleyen yerlerdeki insanlar. Hep bir ürkütme çabası var, “şuna dikkat, hesabınızı ele geçirebilirler”. Oysa ki ucu bucağı olmayan müthiş bir vadi olan internet ve e-ticaret alanı herkese kazanç sağlıyor; tüketici daha uygun fiyata daha detaylı bilgi ile ürününe kavuşurken satıcı da alternatif kara koşuyor.

Yazılımlar Yanlış

Belli başlı kurumsal projeler hariç tüm internet girişimleri hazır paketler tarafından temin ediliyor. Türkiye’de şu an bilginet’in hemenal paketi ve idesaoft’un eticaret.com ayakları bu alanda piyasayı süpürmekteler. Oysa ki mesele sirkelemekte! Yazılım e-ticaret’in her şeyi. Eğer siz gerçekten bir gelir elde etmek istiyorsanız cüzdanınızı açacaksınız, bundan kaçış yok. Size özel, sizi anlayan, sizin geleceğinizi dert eden ve sizinle ciddi anlamda yürümek isteyen bir yazılıma sahip olmak demek sınırları kaldırmak demektir. Bu anlamda ben temelde iki paketi uygun görüyorum.

1- Hazır Sistem Aboneleri: Ben öylesine bir site açıp, çok büyük cirolar yapmayıp bu işi öğrenmek ve en azından bir e-ticaret deneyimi kazanmak istiyorum diyenler.

2- Premium Aboneler: Beni uçurun, ben bu işi önemsiyorum ve bu işe yatırım yapacağım.

Evet temelde mesele bu iki kulvar arasında. Teknolojik ücretlendirmeler gerçekten gülünç, bakıyorum herkes dolar ile ücretlendirme yapıyor. Anlam veremiyorum buna, yazılım üreten ekip en büyük maliyet kalemidir ve bu maaşlar bildiğim kadarı ile TL üzerinden ödenmekte. Bunun dışında çoğu hosting provider hizmet kalemlerini TL üzerinden vermektedir. Nedir bu $ üzerinden ücretlendirme bilmiyorum. Yazılım geliştirme programlarının bir paket ücreti dolara çevirmesinin pek mümkün olmaması kanaatindeyim.

Konumuzdan uzaklaşmayalım. Google’a e-ticaret yazdığınızda onlarca site göreceksiniz, her biri size türlü vaatlerle geliyorlar; diyorlar ki 200 TL’ye e-ticaret siteniz anında hazır? Peki sizce bu mantıklı mı? Evet size bir yazılım sunuluyor fakat bu yazılım sizi doğru lanse edebiliyor mu? Size bir satış analizi yapılıyor mu? Sizin bir sene sonra nereye geleceğinizin danışmanlığı veriliyor mu? Ekip bilgisayar mühendislerinden mi oluşuyor? Endüstri mühendisleri sizinle analiz toplantısı yapıyor mu? Kısacası size ne vaadediyorlar?

Fabrikod olarak bizler deneyimlerimizi harmanlayıp bu iki hususta hizmet vermeye ve Türkiye’deki e-ticaret karmaşasını çözmeyi hedefimize yerleştirmiş durumdayız. Bu anlamda verimli ve karlı e-ticaret siteleri üreteceğiz. Umuyorum ki güzel günler bizi bekliyor.

Tagged with: