100 Sözlük Açan Adam ve Sözlük Sektörü

Bu da demek oluyor ki 100.000′den fazla kullanıcı, milyonlarca klik, 10 milyondan fazla entry ve dahası. Bu güne kadar 100′den fazla sözlüğün kuruluşunda yer aldım, kurumsal olarak sanırım şu an 70 kadar referansım mevcut. Sözlükler, konsept, ekşi, inci, hukuk çok şey konuşuldu. Her zaman sessiz kaldım, zira ben “kendisinden yazılım istenen yazılımcı” modelini doğru bulmuştum, fikir benim değildi ben sadece her yazılımcı gibi kendisinden istenilen çıktıyı çıkaran adamdım. Fakat artık yavaş yavaş benim de konuşmam gerektiğine inanıyorum, zira Türkiye’de sözlük konusunda emek göstermiş ve göstermeye de devam edenler arasında önemli bir yerde olduğumu biliyorum.

Sözlük girişimcileri ile zaten her zaman nelere dikkat etmeleri gerektiği hususunda konuşuyorduk, pek çoğu da bunları yazmamın önemli olduğunu belirtiyorlardı. Bense boş tencere çok ses çıkarır minvalinde yorumlarla “biz daha olmadık” yorumunu yapıyordum. Ama görüyorum ki biz konuşmadıkça başkaları konuşuyor, ki pek de doğru yorumlar yapmıyorlar. Kolları sıvamışken sözlükle ilgili temel anekdotlarımı aktarmak istiyorum.

Temel Anekdotlar

1- Sektör

Evet. Farkında değilsiniz belki ama  ”sosyal medya” ismi ile ün salan siteler silsilesi aslında sözlüklerin yıllar önce sosyal medya denen şeyi Türkiye ile tanıştırdığını gösterdi. Bu ne demek? Twitter, facebook gibi siteler nasıl bir örgüt kültürüne sahipse, sosyal medya denen şeyi oluşturmuş ve kişi ve kurumlara katma değer sağlamışsa sözlükler de bunu yapıyor. Yalnızca sözlükleri “türlü maymunluklar yapan maskeliler” olarak gören kesim onun önemini hep düşürmeye çalıştı. Sözlük dünyası bir milyona yakın kullanıcısı, milyonlarca okuru, milyarlarca tıklanma oranı ile Türkiye’nin en başarılı girişimlerindendir. Bu da otomatik olarak arz-talep meselesini gündeme getiriyor. “Sözlükler bitecek” yorumunu yıllardır söyleyen kişiler her sene kat kat büyüyen sözlükler karşısında artık “anlayamıyorum” yorumunu yapmaktalar. Zira sözlük yapısı ve müthiş basitliği sayesinde bitmek bir yana “never ending story” modunda ilerlemekte ve büyümektedir. Bu istikrarlı büyüme bu alanda bir ekonomi de doğurmaktadır. Sözlük Sistemi blogunda ekşi sözlük reklam fiyatlarını paylaştığımda bir şaşkınlık yaşanmıştı, hem yazar, hem de girişimci tarafında. Oysa ki bunda şaşılacak bir şey yok. Önemli olan unsur bu sektörü doğru kavrayıp açık noktalardan girişim yapmak. Profesyonel olarak ele alınan sözlük projelerimiz zaten şu an düzenli gelir elde etmekteler.

2- Sözlük Ekşi Sözlük’ü Aşan Bir Fikirdir

Çoğu insan bunun farkında değil. Ekşi Sözlük’ü ilk yıllarından itibaren takip ediyorum, yazıyorum. Yaklaşık 7 yıldır sözlük yazılımı geliştiriyorum ve artık karar verdiğim şey Ekşi Sözlük ve Sedat Kapanoğlu’nun bu alanda sadece bir kapı açtığıdır ki zaten kendisi de pek çok konuşmasında bunu belirtmiştir. Bu müthiş icatı doğru kavradıktan sonra karşınıza uçsuz bucaksız fikirler çıkmaktadır. Zira sözlük fikri size “aklına ne geliyorsa tanımla” fırsatını sunuyor. Sözlük bilindiği gibi 99 yılından itibaren bu yapıda kalmayı tercih etmiş durumda. Fakat daha çok web 2.0 hatta semantik web ile de hizmet verebilir. Mark Zuzuckerberg’in sunumların insanları ne kadar heyecanlandırdığını biliyoruz. Ekşi Sözlük gibi Türkiye’nin en başarılı sosyal medya fikrinin bu şekilde sabit kalmasını sadece vizyonsuz yaklaşım olarak değerlendiriyorum. Biz yazılımcı olduğumuz için talep edileni yapıyoruz. Oysa ki berrak bir zihinle bakıldığında ve doğru bir yatırımla çok daha özgün sözlük formatları geliştirilebilir. Ben sözlük fikrinin global anlamda da başarılı olabileceğini düşünüyorum. İçerik konusuna gelelim. Bir sözlük açtığımız anda ekşi sözlük yazarlarının yorumları ikiye ayrılmakta, “ekşi sözlük’ün aynısı, klon” “sözlük formatını anlayamamışlar, forum”. Yani ne yaparsanız yapın siz bizim taklitimizsiniz denilecektir. Bu sebeple sözlük girişimcisi özgün, hayalleri doğrultusunda işleyecek, kendi çizgilerini çizeceği bir sözlük formatı geliştirmeli ve arkasında durmalıdır.

3- Sözlük Formatı Hatalı

Sözlük fikrinin temelini atan ekşi sözlük içeriği ve yaklaşımı sebebi ile gideri tıkamaktadır. Zira sosyal medya demokratik bir ortamda herkese konuşma hakkı tanımaktadır. Ekşi Sözlük ise tamamen monarşik bir yapıya sahiptir. Yazarlar twitter’daki gibi anında yazı yazamamakta, facebook’taki gibi kendilerini evlerinde hissedememektedirler. Yine kimin nasıl yazar olduğu, kimin nasıl sözlükten gönderildiği bilinmemektedir, tamamen kapalı bir usulle yönetilmektedir. Kuzey Kore’nin lideri için gözyaşı dökenlere anlam veremeyen ekşi sözlük yazarları benzer ve türlü türlü mantık hataları ile dolu sözlüğün konsepti konusunda müthiş bir savunmaya geçmektedirler. Özeleştiriye kapalı bir yönetim ve kraldan çok kralcı mantığında işleyen bu yapı klon sözlüklerde de taklit edildiğinde başarısızlık gün yüzüne çıkmaktadır. Bu şekilde kişi odaklı yapılar şüphesiz ki kendisi ve örneklerinin de önünü tıkamaktadır. Benim sözlüklerle ilgili beklentim yeni nesil yaklaşımlarla yeniden yapılandırılacak sözlük mantığının Türkiye’de oldukça ses getireceği yönündedir. Umuyorum ki bizler bu süreci geliştiren ekipte olacağız. Ama şu unutulmamalı, sırf ekşi sözlük böyle bir çizgi belirledi diye yeni sözlükler de bunu takip etmemelidir. Bu çok genel yapılan bir hatadır.

4- Yazarlar Hiçbir Zaman Mutlu Olmayacak

Bu artık benim değişmez kuralım. Yapı ve format bu şekilde olduğu müddetçe her zaman yaprak dökümü olacaktır. Sözlük temelde bakıldığında nickler ve nicklerin yaptığı hareketlerle oluşmaktadır. Ne bir hareket, ne bir mimik vardır. Bu da aslında karşı karşıya gelse çok iyi anlaşabilecek iki insanın birbiri ile sanal ortamda kanlı bıçaklı olmasına sebep olmaktadır. Yine sözlüklerin oturtulamamış yasaları sebebi ile çoğu yazar haksız yere kovulmakta, sözlükten soğutulmaktadır. Bu sistemde bir giden kişi yanında on kişi götürmektedir. Sonraları bu sayısı binleri bulmaktadır ki başta “gitsinler” denen bu insanlar çokça özlenmektedir. Yine Facebook ve Twitter’ın artık alıştırdığı gerçek kimliği ile internette yer alma fikri olmadığı müddetçe yazarlar role playing yapmaya devam edeceklerdir. Ben yakın zamanda daha ciddi hatta kurumsal sözlükler açılacağını düşünmekteyim.

5- Yazarlar Para Kazanabilmeli

Ekşi Sözlük ve bizzat Sedat Kapanoğlu bu konuda net bir şekilde “yazarların bu hakkını bildiklerini fakat bunu nasıl başaracaklarını bilmediklerini” açıklamıştı bir kaç sefer. Fakat şu bilinmektedir ki yazarlar entrylerinin sonunda Twitterdaki gibi reklam koyamıyor ya da bir grup kurup bir reklam etkinliği yapamıyorlar. Şüphesiz “reklam” iconu ile birlikte reklam yapabilmeliler. Yine ekşi sözlük yazarları kendi entryleri ile bu güne gelen sözlüklerine reklam veremiyorlar. Herkes gibi medyanet’in çılgın fiyatları ile karşılaşıyorlar. Madem reklam ücreti ödenemiyor bu şekilde kendilerine ait bir yerde seslerini duyurabilirler. Bu fikirleri sözlük yönetimi görmezden geldiği gibi yazarlar da karşı çıkıyorlar. Tamamen koyunlaşmış bir sürü psikolojisi mevcut durumda ne yazık ki, oysa ki bu temel hakları. Zira sözlük wikipedia gibi tamamen bağımsız bir platform değil, ticari bir işletme. Sözlük yine bir çalışma ile bu reklam olayını kendi bünyesinde toplayıp link başına ödeme yapabilir. Fakat ben yakın zamanda böyle bir şeyin olacağına inanmıyorum. Zira daha yazarlarının bilgilerini koruyamayıp insanlara nezaret yolunu açıyorlar.

6- Kurumsal Sözlükler

Bilindiği gibi kurumlar bir şekilde sosyal medya denen şeyde aktif olmayı hedeflemektedirler. Elbette henüz “sosyal medya uzmanı” olarak isimlendirilen niteliği tam olarak otulmamış istihdamlar ile bu çözülmüyor. Özgür
düşünce, inovasyon, hayal gücü ve yeni nesiller konularında kafasını çalıştıran firmalar sözlükleri şüphesiz iyi bir “reklam” aracı olarak görmekteler. Oysa ki internet bir bilboard değil. Üzerinde milyonlarca kişinin bulunduğu, insanların artık onunla yaşadığı bir yapı. Eğer siz bu insanları anlamaz ya da anlamaya çalışmazsanız şüphesiz ki bu istihdamların tek ölçümleri “takipçi sayısı” ve “başlık altına girilmiş entry”den ibaret olacaktır. Önemli olan benzersiz projelerle bu insanları katma değere dönüştürmektir. Zira sizin markanız onların omzunda yükselecek ya da yerin dibine girecektir. Buradaki açığı ilk gören yine ekşi sözlük oldu. Fakat yaptığı şey kurumsal hesap açarak doğrudan şikayetleri kabul etmek yönünde oldu. Biz Sözlük Sistemi’nde markalara kendilerine özel sözlüklerle bu insanlara doğrudan ulaşmalarını hedefliyoruz. Böylece daha elle tutulabilir veri, daha çok yatırım ile gelişecek bir yeni sosyal medya akımını düşünüyoruz. İnanıyorum ki 2012 yılında kurumsal sözlükler görmeye başlayacağız. Zira artık kurumlar facebook’a sayfa açıp twitter’da takipçi kovalamanın yetersiz olduğunu çözmeye başladılar. Artık onları bir yerde buluşturup isyanlarını kendilerine yapmalarını istiyorlar. Evet, sözlükler bunun için biçilmez kaftan.

 

Bir Cevap Yazın