“Güzellikle çirkinlik birgün göle gitmişler. Güzellik’in kıyafetleri gayet göze hitap eden alımlı şeylerken, çirkinlik’in ki çuvaldan farksız paspal şeylermiş. Soyunup girmişler göle, bir müddet yüzüp yıkandıktan sonra çirkinlik, güzellikten önce fırlayıp çıkmış. Kendi giysileri yerine güzellik’in kıyafetlerini giymiş bir çırpıda ve hemen gözden kaybolmuş. Gölden çıkan güzellik bakmış ki kendi giysileri de, çirkinlik de ortada yok. Biraz arandıktan, etrafa bakındıktan sonra, çaresiz, çıplak kalmamak için çirkinlik’in kıyafetlerini giyivermiş.
İşte o günden beri insanlar çoğu kez “güzellikle” “çirkinliği” gerçekten ayırt edemez ve karıştırır dururlarmış..”
