• Sayfa 1 - 2
  • 1
  • 2
  • >

Ne istediğimi biliyorum

Bu güne kadar internet alanında elimi atmadığım şey kalmadı. Yenilerine de el atmak istesem de artık buna pek zamanım yok. Bundan sonra tek yapmak istediğim bir şey var, o da yazılımcıları gerçek anlamda buluşturacak, ortak bir şeyler geliştirmelerine olanak sağlayacak bir platform. Hem sanal hem gerçek anlamda olmalı bu platform. Yok hayır birbirine hava atan, devamlı yabancı terimler konuşup kendisinin farklı ve başarılı olduğunu söylemeye çalışan kişilerden bahsetmiyorum. Ciddi anlamda kafa adamlar. Gerçekten bir şeyi geliştirmeyi seven kişiler. Bu anlamda hem kendini geliştirirken, hem de global anlamda yeni yazılım teknolojileri ortaya çıkarabilecek gerçek anlamda yazılımcılar, mühendisler. Sadece yazılım alanında da olmak zorunda değil. Her dal olabilir.

Hani her yerde gördüğünüz “seo 100 lira, web sitesi 200 lira, baba bu sitenin scripti var mı, adsense ile araba aldım, emeğe saygı” gibi gereksiz cümleler kuran kişiler değil, akademik anlayışa sahip insanlar toplanmalı. Bu kadar kopulmamalı. Web 1.0, Web 2.0 … Web n.0 gibi boş ve sadece etiket olan şeyler değil, arka planı ile uğraşacak kişilerden bahsediyorum.

Var böyle pehlivanlar biliyorum. Umarım karşılaşırız da adam gibi bir şeyler yaparız şu dünya için, yeter bu kadar bencillik. Umarım birileri de destek olur.. Sanmıyorum gerçi.

Proje Proje Proje! Sözlük sözlük sözlük!

Kısa süre önce yazdım diye hatırlıyorum ama yine de epeydir uğramamışım. Evet her yerde sözlük. Her yerde bilgisayarim.org görüyorsunuzdur son zamanlarda.

Zamanında uğraşıp yazdığım sözlük sistemini paket haline getirmem ile Türkiye’de ortaya çıkan sözlükler biraz daha kaliteli hal almaya başladı. Son birkaç ayda ise sözlük olaylarında iyice bir artış oldu. Sebebini bilmiyorum ama bu ay sadece altı ya da yedi sözlük ortaya çıkardım ki bunlar yetişebildiklerim, diğerler başvurulara nazaran daha kaliteli fikirler.

Ama bir süre kenera çekilmek istiyorum. Zira artık yorulmaya başladığıma inanıyorum. Kod yazmak keyifli tabi ki, hele ki ortaya yeni bir şeyler çıkartmak, proje yönetmek, projelerin yolunda gittiğini, yazılımınızın üstünde binlerce kişinin koştuğunu görmek. En son ihl sözlük bilgisayarim.org’nin gücünü kanıtladı. Binlerce online, bir ayda girilen yüz bin entry sistemi zorlamadı bile. Tabi sunucunun küçük olması sebebi ile server problemleri yaşandı ama bunun yazılımsal olmadığını biliyoruz.

Sıkıcı işler gibi değil mi duymayan için? Ne yazık ki kodlamayı seven, adam gibi adam bir arkadaş bulamadım. Bulsa idim sözlük gibi pek çok paket üretip belki yine Türkiye’de ses getiren projeler yapabilirdim. Ama Türkiye’de sözlük denilince ilk akla gelen kişilerden biri olmak güzel. Bu işte artık doyuma ulaştığımı artık daha farklı projelere girmek istediğimi hatırlatıyorum devamlı kendime.

Site Ölçer ile sitenizin her şeyini öğrenin!

Dün bulduğum boş bir vaktimde her zaman aklımda olan orada burada dolaşmadan sitelerimin bilgilerini toparlayabileceğim bir site ölçüm cihazı yazdım. Belki işinize yarar diye sunuyorum. Bir de Alexa Türkiye sırasını ekleyeceğim bunu bana unutturmayın. Eğer bu fonksiyonunu ben yazdım diyorsanız lütfen paylaşın. Zira bu scripti hafif geliştirip sunmayı düşünüyorum.

Şuradan inceleyebilirsiniz:

http://www.abdullahonden.com/siteolcer

Php Sözlük Scripti Hakkında

Israrla sözlük başvuruları gelmeye devam ediyor, ücreti duyulduğunda “vay canına çok pahalı deniyor”. Oysa ki biz bu sözlüğü yıllık bir ücretle değil, tek seferlik bir ücretle sunuyoruz. Yani bir kuruyoruz, sizin oluyor. Sözlük elli yıl ayakta kalsın, yine destek olmaya çalışıyoruz.

Hadi bakalım.

Detay:
http://bilgisayarim.org/

Sözlük Demo: (demo - demo)
http://bilgisayarim.org/sozluk

Türkiye’yi Uluslararası Arenada Temsil Edecek Yazılımlar Geliştirelim!

Merhabalar

Bir süre önce blogumda daha fazla yazılım ile ilgili konuşmayacağımı söylemiştim. Zira yazılımı minik günlük notları ile geçiştirmek yerine bir komünite içinde daha detaylı tartışmak, bir şeyler üretmek daha mantıklı gelmeye başlamıştı. Şimdi onu gerçekleştirmek için elimden gelen ne varsa yapmaya hazır olduğumu düşünüyorum. Tek ihtiyacım olan desteğiniz.

Eğer siz de Türkiye’yi, kendinizi kanıtlamak istiyorsanız hepinizi bilgisayarim.org‘a davet ediyorum. Umarım bir şeyler üretebiliriz.

Web Sitesi Yaptırmak!

Bu konuya daha önceden değinmiştim. Fakat biraz daha farklı bir bakış açısı ile yaklaşmam sanırım daha faydalı olacak.

Öncelikle bu konu ile ilgili iseniz, kafanızda bir “web sitesi sorusu” olmalı. Belki sahibisiniz, belki değilsiniz. Fakat bunlar okuduğunuza göre bir web sitesi nedir, ne sağlar tahmin edebiliyorsunuzdur.

Gördüğünüz üzere, Google’da iki şey aratıp buraya ulaşıp, hiç tanımadığınız kimin nesi olduğunu tahmin edemeyeceğiniz birisinin kalemini takip edebiliyorsunuz. Vay canına, böyle söyleyince sanki biraz garip geldi öyle değil mi?

O halde şunu kabul edelim, internet çok çok güçlü bir teknoloji, elbette doğru kullanıldığında. Bakın çoğu kişi bu son şeyi söylemez. Zira dünyada olduğu gibi, internette de bir “doğru” kavramı oturmuş değil. Bilişim firmalarına, yatırımlarını daha çok internet teknolojileri üstüne yapmış kurumlara gidin, göreceksiniz ki her kurum farklı bir doğruya sahip. Yani herkes farklı standartlara sahip. Fakat internet bu standartlara sahip mi? Zira internet dediğiniz şey parmak ile gösterilebilecek ya da bir sıralar pek çok kişinin düşündüğü gibi bir “microsoft internet explorer simgesi” değil ki. İnternet hayal edilemeyecek kadar büyük bir kütüphane, sinema, toplantı salonu veya limitlerinizi zorlayıp üretebileceğiniz herhangi kocaman bir “şey”. Daha zar zor anlaşılabilen bu “şeyi” kullanmak da elbette öyle kolay değil. Hele ki doğru kullanmak günümüzde ülkemizde sadece lafta kalıyor.

Para! Dünyanın çalkalanmasının sebebi. Eskiden kasların şişkinliği ve kılıçların keskinliği iken “gücü” tanımlayan unsurlar, şimdi “para” ve “teknoloji” bunların yerini almış durumda. Parası olan fakat teknolojiyi kullanamayan ya da teknolojisi olan fakat parayı bulamayan pek çok kurum hızla batmakta. Dengeyi sağlayabilenler ise güç bela ayakta kalmakta, hele ki günümüz şartlarında.

Bu sebeple bir kurum, bir web sitesi yaptırmak, kurmak istiyorsa ve o kurumun bu amacı yalnızca “görüntü ve imaj” ise, bu kurum bu web sitesinden faydalanamayacaktır diyebiliriz. Web siteleri bir kartvizit midir? Eh kimine göre evet. Peki ya web siteleri bir silah olabilir mi? Eh kimine göre de bunda şüphe hiç yok!

100 kişi çalışan sahibi olmak, iyi projeler çıkartmak, şahane web sistemleri oluşturmaya yetmez asla da yetmeyecektir. Eğer ki müşteri projesini yalnıca “imaj aracı” olarak görüyorsa, eyvah! O bir yatırımdır, yatırımlar geri dönüşüm sağlamalıdırlar, sadece geri dönüşüm de değil, kat be kat dönüşüm sağlamalıdırlar.

Bu sebeple, artık interneti bir bilim dalı olarak görmeli ve açmayı düşündüğünüz her internet sitesini bilimsel bir proje olarak düşünmelisiniz. Bunun yanında çalıştığınız insanlar da bunu bir bilimsel proje olarak görmeliler. Aksi takdirde, şu anda unutulmuş fakat pek çok sıfır dolu banknot ile açılmış web siteleri gibi sizin bu projeleriniz de, internetin kara deliklerinden birine düşecektir.

Fakat, benim gibi hayal kurmayı seven, internete farklı yaklaşımlarda bulunabilen bir adamı yakalarsanız, o zaman işler değişir. O zaman üreteceğiniz şeyin kendisinin de tıpkı bir yapay zeka gibi bir şeyler üretmeye başladığını göreceksiniz. Bu sefer siz talebe yetişemeyeceksiniz. Doğru adımlar, doğru sonuçlar doğurur. Doğru projeler, doğru adamlar ve doğru yatırımcılar ile birleştiğinde havadan şeyler değil, adam gibi şeyler üretilir.

Farklı bir projeniz olsun istiyorsanız o zaman bana nasıl bulaşacağınızı düşünmelisiniz. Aslında o kadar da düşünmenize gerek yok :) Ben burada olmaya çalışacağım sanırım.

Görüşmek üzere.

İnternetten Para Kazanın

Esasında internetten para kazanmak terimi ülkemizde korkunç yanlış anlaşılmadan ibaret. Her yerde görürsünüz “kılınızı kıpırdatmadan bin ytl kazanın” vs vs. Sizce böyle bir şey mümkün mü? Neyse konumuz aldatıcı reklam sloganları değil. Konumuz internetten para kazanmak!

Şimdi bu terime neden yanlış dediğimi belirtmek isterim. Para kazanma hadisesi dünyada hangi zamanda olursanız olun bir konuda bir emek harcadığınız takdirde gerçekleşir. Elbette şans oyunlarını bu kategori altına sokmuyorum.

İnternetten para kazanma meselesinde ise kimsenin kesin konuşabileceğini sanmam. En azından sizin düşündüğünüz o minimum uğraş, maksimum para olayı konusunda… İnternetten para kazanmak için öncelikle ciddi bir “projeye” ihtiyaç duyulmakta. Bakın proje diyorum, bir web sitesi değil. Zira web siteleri tek başlarına bir hiçtirler. Onları proje haline getiren devamlı kendi içinde, zamanın getirdikleri ile gelişmeleridir. Birkaç statik sayfa, asla üstüne uğraşılmayan bir site biliyor musunuz güçlü yatırımlar alan, iyi paralar kazandıran?

Yani para kazanmanın temel meselesi internetten para kazanmak konusunda da mevcut. Onları hatırlatmam gerekirsek:

- Zaman: Ne olursa olsun, ne kadar bol görürsek görelim zaman sınırlı bir şeydir. İyi planlanılmadığında şirketleri, projeleri, şahısları yerin dibine gömebilir. İnternet projeleri de iyi planlanılmadığında treni kaçırabilir.

- Yatırım: Her proje kendi çapında bir yatırım ister. Planını iyi yapamamış bir proje geliştiricisi, başta işe ‘yatırım yapmadan’ girişip ucuza getirmek istediği projesini birkaç yıl sonra eline yüzüne bulaştırabilir. Bu sebeple zaman-yatırım ilişkisi proje geliştirilmesi hususunda büyük önem arz etmektedir.

- İnsan gücü - Emek: Bu şüphesiz yatırım ve zaman ile doğrudan alakalı bir madde. Her projede olduğu gibi internet projeleri de belli bir iş gücüne ihtiyaç duyar. Bilişim teknolojilerinin güzelliği minimum maliyete maksimum verim alınabilen az sayıda sektörden biri olmasıdır. Fakat bu yine plansızlığı da beraberinde getirir. Kimi projeler, proje geliştiricisinin artık zaman ayıramamasından çöküş aşamasına geçmiştir. Ya da doğru bir plan yapılmamış, analizleri eksik oluşturulmuş, dökümantasyonu olmayan projeler ekip değiştikçe yeni elemanlar için devamlı bir zaman kaybı olurlar.

Göreceğiniz gibi “ben bir web sitesi açayım, para kazanayım” demek, sadece basit bir hayalden ibarettir. Öyle ki nice şahane fikir, doğru planlanamadığı için daha doğamadan yitirilmiştir.

Türkiye’ye dönecek olursak, Türkiye henüz internet teknolojilerinde taze bir ülke. Her Türk’ün şüphesiz “harika” fikirleri vardır. Fakat yukarıda saydığım pek çok şeyi gözardı eden pek çok Türk girişimci ne yazık ki “hüzünle” bu sektörden ayrılmaktadır.

Ne yapmalı? Elbette “kocaman” bağıranlardan uzaklaşmalı. Zira bir kişi ne kadar çok bir şeyi bildiğini haykırıyorsa bir hata yapıyor demektir. Farkında olmasak da kaliteli işlerin kendiliğinden hak ettikleri yerlere geldiğini görmekteyiz.

Bir de elbette bilişimin temellerini bilmeden, interneti yalnızca bir “reklam mecrası” olarak gören ve ne yazık ki sahiplenenler var ki.. Aman aman. İnsanı resmen bu sektörden soğutuyorlar. Sırf yatırımcı olduklarından “müthiş fikirler, müthiş ürünler” sahibi olduklarını düşünüyorlar. Gözlerini kaplayan bu müthiş parlaklık, yeni teknolojilerin çatır çatır yayılması ile onları büyük bir hüzne boğacaktır şüphesiz. Bu sebeple yatırımcıların da dikkatli olması gerekli. Web Trends olarak kabul ettiğimiz web 2.0, web 3.0′ın getirdiği şeylere asılıp başarı beklemek sadece gülünç. Zira zamanla internet kullanıcılarının pek çoğu user-friendly yapısından ziyade “kullanıcı doyurucu” sistemlerin arayışına geçecekler. Şunu unutmayın, teknoloji gelişiyor, insanlar yaşlanıyor, insanlar teknoloji ile birlikte yaşlanıyor. Artık o “mouse imlecini takip edemeyen” kuşak geçip giderken, sizin kadar kod yazabilecek yapıda insanlar ortaya çıkıyor. Hey, “oturursam bu sistemi bir haftada yazarım, hıh” diyen gençleri görmüyor musunuz? Herkes web sitesi uzmanı, herkes hosting satıcısı, herkes yazılımcı oluyor?

İşte bir notkadan sonra çok çok daha farklı yapılar göreceğiz. Bu sebeple gözlerini iyi açanlar, ileride çok çok kar edecekler. Umarım biz de onların arasında oluruz.

Facebook Application Çılgınlığı

Uzun zaman önce, kimseler sallamazken facebook ile buluşmuştum, fakat bomboş olduğundan hesabım boş boş duruyordu. Fakat hızla yükselen hatta Amerika’da bir trend haline gelen bu sistemin arkaplanını inceledim, çok da beğendim.

Daha sonra öğrendiklerimi “Facebook Application Yapmak” makalesi yazarak yayınladım. Ki bu blogum için bir dönüm noktası gibi oldu. Zira google’a facebook application geliştirmeyi soran herkes bana uğradı. Başlangıç için yeterli bir bilgi verebildim sanırım.

Fakat bu günlerde bu işin oldukça abartıldığını görüyorum. İnsanlarda yüzlerce application var ve inanılmaz bir kirlilik görüntüsü çiziyor bu. Facebook’un teknik olarak altyapısını sevsem de bir kişinin tüm hayatını bir sayfaya toparlamasına her zaman karşı çıktım. Zira bir adamın siyasi görüşünden tutun, aşk hikayesine, kendini beğenmişliğinden tutun iş hayatına her yerine burnunuzu sokabiliyorsunuz. Açıkçası bu beni rahatsız ediyor. Yan yana olsalar birbirlerine selam vermeyecek kişiler “arkadaş” oluyor.

Sanal dünyaları hep desteklemiş, birkaç tanesini kurmuş biri olarak bu kadar sanallaşmanın� fazla olduğuna kanaat getirmeye başladım. Zira artık insanlar internetten görüşmeyi yüz yüze görüşmeye tercih ediyorlar. Bir de son günlerde bir dizi çılgınlığı var ki ben de muzdaribim. Sabahlara kadar eve tıkılmaya sebep oluyor. Eskiden saatinin gelmesini beklediğimiz dizilerin yeni bölümlerini ard arda doyumsuzca izliyoruz, tıpkı “daha falza, daha fazla nutella” gibi. Daha birçok örneği siz de kafanızda şekillendirmişsinizdir sanırım. Burada o ünlü slogan ile güncemi tamamlıyorum.

Kontrolsüz güç güç değildir!

İnternet Sitesi Yaptırmak?

Bedava internet sitesi!

Sizin de bir web siteniz olsun!

5 dakikada web sitesi!,

Vay canına..

Bundan yedi sekiz sene önce her yer böyle idi. Türkiye’de internet anlayışı değişecek sandık, ama hala aynı teraneleri görüyoruz.

Bir kere Frontpage, Dreamviewer gibi programlar ile iki resim koyup, iki font bold eden arkadaşlar web sitesi sahibi olduklarını düşünüyor, hatta kimileri kendilerine bir isim de koyuyorlar; webmaster. Yani öyle aştık ki biz master olduk abi, guru olduk.

Günümüzde internet ve internet sayfalarıyla ilgili diğer bir klişe de “kanun geliyor, site yaptırın, yaptırmazsanız bittiniz” gibilerden tehditvari sloganlarla müşteri kovalama çabaları. Şimdi kimse bu yasanın getirilerini bilmiyor, gelin sitenizi yapalım diyen adamlar da kanunun istediklerini bilmiyorlar. Tek çıkarları iki klavye vuruşu ile hazır template web sitelerinin sloganlarını, paragraflarını değiştirmek ve “tataa” alın size web sitesi. “Ne yani, bir alanadın var, explorera giriyorsun ve karşına bir site geliyor, daha ne istiyorsun.”

Türkiye’de internete global şekilde yaklaşan az kurum var. İnternet kullanıcı ile kullanıcıya seçenekler sunan web sitesini bir göz temasına getirebilen yegane kuvvetli araç. Karşınızdaki sizin her hamlenizi yapmaya hazır, ileri git dersiniz gider, geri dön dersiniz döner. O sizde ise sizden bir şeyler almak ister. Fakat bunu verebilmek, onunla iyi anlaşmak henüz buraların önemli konularından değil. “Bir web sitemiz olsun da itibarımız sarsılmasın” anlayışı oturmuş durumda.

Bir de böyle Flash animasyonları, filmler böyle çicekler böcekler. Yahu, ben bir anahtar firmasının web sitesinden ne bekleyebilirim ? Bunu düşünmek önemli olan. Siz ona animasyonlar sunun efendime söyleyeyim böyle uçan anahtarlar yapın o onu ilgilendirmemektedir. Adam oraya şubelerinizi öğrenmeye gelmiştir belki. Ona en etkili, en hızlı belki görsel biçimde bunu anlatacak bir yapıya sahip olması önemlidir sitenizin.

Son zamanlarda buna biraz da olsa dikkat ediliyor, ama bu dünyaya baktığımızda Türkiye’de çok çok az. Bakın çoğu yerde “design engineer” lar var. Bu adamlar sitenizin mouse imlecinden tutun, arama butonunun şekline kadar, menülerinizin yatay, dikey olmasından sayfanızın üç sütunlu olmasına kadar bizim “ne var yahu, onu biz tasarlarken zaten düşünüyoruz” dediğiniz şeylerden kamyon kadar para kazanıyorlar.

Neden? Çünkü bir web sitesinin milyonlarca dolar getirebileceğini keşfetmişler.

İşte Türkiye bunu keşfetme arefesinde. Dileğim o dur ki bunu kötü deneyimlerle kefşetmeyelim. Bizim en kötü şansımız burada ilşini seven adamların işini yapamaması. Yıllarca matbaalarda dolaşmış, artık işsizlikten web siteleri yapmaya başlamış ajanslar ellerindeki işe ne yazık ki bir mühendislik işi gibi yaklaşamıyorlar. Bunu da beklemek doğru değil zaten. Burada esas problem müşterilerin yaklaşımı.

Umuyorum yakın zamanda bu problem de anlaşılacaktır.

İnternet, Web 2.0, Ajax, .Net, Framework, Intellisense vs. vs. ve Gelecek

Uzun bir aradan sonra merhaba.

Düşünüyorum da doğumumuzdan itibaren başkaları tarafından belirlenmiş bir istikamette, onların sınırladıkları duvarlar arasından süzülüyoruz. Kimimiz önden kimimiz arkadan birbirini takip ediyor. Fakat herkesin yolu ortak. Bunu büyük bir damar olarak düşünebiliriz, içinde milyonlarca kılcal damar var. Herkesin yolu ayrı gözükse de, herkes esasında aynı yolda.

Ne ki şimdi bu dediğinizi duyar gibiyim. Herkes bilgisayar ve dolayısı ile teknolojinin inanılmaz hızlı gelişiminden yakınır. Kimileri artık yeni teknolojileri öğrenemediğini söyler. Fakat her zaman birileri öğrenir, bir yere kadar karnını doyurur sonra yine upgrade olur.

Bundan 7-8 sene önce, çok uzun gelmiyor daha dün gibi sanki, her yer Java Applet’leri ile doluydu. Dhtml menüler zortlar, sayfalar gereksiz efektlerle açılır, çoğu sitenin arkasında midiler çalardı. Anımsarsanız yüzünüzde tebessüm olacaktır değil mi?

Fakat şimdi dönüp inşaa ettiğimiz şeylere baktığımızda farklı bir tebessüm var yüzümüzde. Belki gurur denebilir buna. Neden? Oldukça optimize edilmiş, tablesız, MVC sistemlerini sonuna kadar kullanan, kimilerinin küçümsediği o internet sistemleri artık bir sanat olmuş durumda.

Peki acaba bundan sonra ne olacak. Romalılar gibi doyuma ulaşıp yerle bir mi olacağız? Ben pek sanmıyorum. Dedimya, yeni doğanlar için yeni yolları biz geliştiriyoruz zaten. Daha şimdiden birbirinin aynı, taklidi, klon onlarca sistem doldu. İnternet sanal bilgi alanı olmaktan ziyade bir çöplük oldu. Bunu fark eden, bilgileri toparlayıcı hedefi olan sistemler yükselişe geçti ki en güzel örneği Facebook ve Youtube sanırım.

Sağa bakıyorsunuz ajaxla süslenmiş içeriği olmayan binlerce blog, sola bakıyorsunuz binlerce dostluk sitesi, forumlara değinmeyeceğim bile. Fakat artık browser içinden çalışan ve birilerinin “bak bu güzel” diyip herkesin “huraa” diyerek saldırdığı web 2.0 denen şeyin de sonu geliyor gibi. Zira web 3.0′ın çıkacağı da duyuruldu. Gelişen internet bağlantılarının faydasıyla ben artık daha gelişmiş browserların ortaya çıkacağını, klasik sunucu-istemci olayının text based ya da max. flash arayüzlü sistemler yerine oldukça işlevsel, olmazsa olmaz sistemlere geçiş yapılacağını düşünüyorum.

En azından düşünüyorum evet. Zira sıkıldım artık Ajax’tan, word press’ten, rss’ten, css’ten. Artık aynı kokuyor sanki hepsi. Bu doyuma ulaşmanın farkında olan Microsoft SilverLight’ı çıkartmayı deniyor, ama acaba ne denli başarılı olacak.

Sözün özü şu güne kadar öğrendiğim tek şey, siz teknolojiyi yaratın kazanın. Siz teknolojiyi taklit edin az kazanın. Siz doyuma ulaşmış sistemleri kullanın kaybedin.

  • Sayfa 1 - 2
  • 1
  • 2
  • >