Proje Sahibi ve Proje Ofisi Olmak

Türkiye zor ülke. Bakış açısı gerçekten farklı her şeye. Kimi zaman duygusal, kimi zaman mantıksız, kimi zaman gelenekselci. Fakat değişmeyen bir şey var, menfi arzular; menfaat.

Proje Ofisinden kastım yazılım üzerine çalışmalar yapan, sizin hayalinizdeki yazılımı gerçeğe dönüştüren bir ofis. Kapısını çaldığınızdan itibaren sizi heyecanlandıracak bir operasyona girişirler. Böyle çok fazla yer yok, var diyorlarsa inanmayın. Hani amiyane tabir varya, “amatör ruh” burası için cuk oturmakta. Zira yazılımda kurumsallaşma seri proje üretimi yapacak yazılım firmaları için zehirli bir hançer gibi geliyor bana. Zira stres ve çalışan devir oranının yüksek olduğu bu üretim kolunda keyif, huzur ve gelecek üçgeni bermuda gibidir. Siz iyi ücret alabilirsiniz, belki dışarıdan her şey iyi de gözüküyor olabilir ama biliyorsunuzdur ki bir şeyler yanlış.

Diğer konumuz. Müşteriler. Hala.. Evet, hala anlayamadık tam olarak teknolojiyi. Bazı insanlar var, açık ve seçik diyorlar ki “ben dinazorum Abdullah, ben anlamam bunlardan”. İşte en azından kabul etmiş kesimdir kendisini, az da olsa oluyor, emanet edebiliyorlar size projelerini. Ama bir kesim var ki dinazor olduğunu bilir fakat yine de projesinin her aşamasında uzman görüşü? bildirir. Yani esasında projeyi sekteye uğratır. Yanlış anlaşılmamalı bunlar şikayet değil, bunlar gerçekler. Yoksa şüphesiz, “müşteri her zaman haklıdır, haklı olmadığı zaman dahi.” Bu yalnızca bir tanımlama, uzun zamandır gördüğüm, herkesin bildiği ama ifade etmediği bir şeyin tanımı. Oturacak.. Bunlar da oturacak. Ama zaman alacak şüphesiz. Yine, girişimciler. Harika insanlar. Ama yazılım ayağına gelindiğinde nedense yazılım mühendislerine güvenmez olurlar. “Ne yapıyorsunuz ki siz?”, “o kadar zor mu?”, “bu kadar karışık nasıl olabilir?” Sürekli bir kazık yeme korkusu oluşmuş, sebebi de şüphesiz zamanında piyasayı öldürmüş katil geliştiriciler. Uzman olmadıkları her konuya teklif verip bir şekilde insanları çarpmış kişiler.

Yazılım proje geliştirme prosedürlerini ve neden uzun sürdüğünü kısaca şöyle ifade ediyorum. Bir bina dikeceğinizi düşünün. Bir günde dikebilir misiniz? Öncelikle temel atacaksınız, sonra altyapı, sonra sıva, sonra ince iş. Belki 15 günde gecekondu dikebilirsiniz, ama o gecekondudur. Ama nasıl 15 günde yetişmez? Nasıl 50 adam/gün tutar? Bu örnek en azından bana kendimi ifade etmemde yardımcı oluyor. Kimseyi suçlamıyorum, bunları biz yazmazsak kimse anlayamayacak. Bakıyorum paylaşan yok, yemeklerde birbirine fısıldamaktansa birilerinin not alması daha mantıklı geliyor.

Kısacası proje ofisi olmak biraz zor. Hele ki “yazılım proje ofisi” olmak daha zor. Ama yine de harika bir iş, hele ki seviyorsanız. Burada girişimci ve proje sahiplerine düşen en büyük sorumluluk proje ofislerini iyi seçmeleri. Zira Türkiye’de girişilen projelerin yalnızca %20’si tamamlanabiliyor! Yeterli know-how sahibi olamayan yazılım geliştirme uzmanları, çaylaklar, freelancerlar, uzman kadrosu olmayan -kurumsal- şirketler.. Hepimiz sorumluyuz bundan. Yine proje kabulünde iyi analiz yapılmaması da bu konuda etken. Eğer analiz aşamasında son adım dahi net değilse bir ürperme olmalı proje yöneticisinde, bariyerler proje kick-off olmadan en azından kafadan kaldırılmalı, olmuyorsa analizde silinmeli. Ha, sıkıntı mı var, uzatmadan ya iptal etmeli ya da o eksik hızla giderilmeli.

Bizler Fabrikod Yazılım Fabrikası olarak internet yazılımı üzerine uzmanız. Yani internet ile ilgili güzel bir projeniz mi var, o halde Fabrikod’a merhaba deyip bizimle tanışabilir, bizimle kahve içebilir, projenizi aktarabilirsiniz. Sizlerin projesini kendi projesiymiş gibi sahiplenen Fabrikod gibi şirketler geliştirdikleri projeye her zaman kendisinden de bir şeyler ekleyecektir. Böylece bir “müşteri” olmaktan ziyade, hem dost hem de bir “ortak” olmuş olacaksınız ki sektörümüzde sırtınızı yaslayabilecek bir yazılım ekibiniz olması müthiş geliyor kulağa.

Umarım bu yazı güzel gelmiştir kulaklara. Görüşmek üzere.

Bir Cevap Yazın