Bilgisayar Mühendisliğini Seçeceklere Tavsiyeler

Selam olsun.

Şu öss döneminde hafiften deneyimlerimizi aktarmak iyi olabilir sanırım. Bu yazıyı tüm bilgisayar mühendisliği adaylarına ithaf ettim gitti :)

Esasında bilgisayar mühendisliği kavramını anlamak lazım. Ülkemizde hala oturmamış bir kavram ki insanlar “bilgisayar” kelimesini duyunca “off süper” diye tepkiler veriyor. Belki siz de onlardan birisiniz. Acaba gerçekten öyle mi?

Burada önemli olan sizin o mesleğe yaklaşımınızdır. Yıllarca bir terzinin yanında yamaklık yapmış biri tekstil mühendisliğini duyunca bu tepkiyi verebilir. Zira o işin zorluğunu ya da detaylarını bildiğinden bu meslek onun hayalinde bulutların ötesindedir. Bir de tam tersi bir durum vardır ki o da o mesleği hiç bilmemek, sağdan soldan duymak ve gözünde büyütmektir. İşte bir bilgisayar mühendisi adayının ilk öğrenmesi gereken şey bu mesleğe olan yaklaşımıdır.

Öncelikle bilmelisiniz ki, bilgisayar mühendisliği sabır işidir. Bakıyorsunuz bakal cips satıyor kasap etleri parçalıyor, terzi dikişini dikiyor işini yapıyor. Fakat bilgisayar mühendisi ne yapıyor? Onun işi böyle pratik şeylerle anlatılabilir mi, ya da bu kadar basite indirgenebilir mi? Ne yazık ki pek böyle değil. Bu mesleğe adım atanlar bilirler ki, eğitimlerinin ilk süreçlerinde bilgisayardan dahi bahseldilmez. Birkaç mesleki ders alınsa da bu onlara pek ışık tutmaz, temel mühendislik eğitimleri alınır ve “mühendis” kavramı oturtulmaya çalışılır. Elbette bu senelerde çoğu kişi mesleğinden “ne yazık ki” soğur.

Bilgisayar mühendisleri yazılım ve donanım alanlarına ayrılırlar. Bu klişe bir kategorilendirmedir, hala kimse bilmez bunun özünü. Genelde yazılım denince akla programlama dilleri ve algoritmalar gelir. Tabi bunun ötesinde büyük projelerde, proje yöneticiliği, yazılım mühendisliği, sistem analistliği, analist programcılık gibi aşamalar vardır. Donanım, gerçi bu ne anlama geliyor kimse bilmese de, mikroişlemci tasarımları, devreler, ledler, butonlar ıvır zıvır derken yine makina dili ile işlem yapan devasa bir alanı ortaya çıkartır. Bazıları donanım diyince hala ram çıkartıp takma, cd-rom açıp kapama, kasa tamiri düşünse de bu pek de öyle değildir. Donanımsal bilgisayar bilimi çok daha zorlayıcı bir alandır, yeni teknolojiler üretmeyi hedefler.

Kısacası bu alandaki mühendis adayları, her zaman, zamanın gerektirdiği ihtiyaçları takip etmeli, sektörü araştırmalı ve alandaki yenilikleri kovalamalıdırlar. Bunun yanında titiz ve temiz bir işçilik ile “üretim” yapmalıdır. Bir hatanın tüm projeye mal olabileceğini bilmeli, buna göre mesleki eğitimin başında önem teşkil eden dersleri ciddiye almalıdırlar. Sonuçta, sabır bu mesleğin temelinde yatar. Bir mühendis sabreder, bazı şeylerden feragat ederse, mesleğinin ne anlama geldiğini öğrenir ve başarılı bir bilgisayar mühendisi olur. Zira şu dönemde, ülkemizde “bilgisayar mühendisi nedir ne iş yapar” denildiğinde buna doğru cevap verebilecek çok bilgisayar mühendisi adayı az sayıdadır. Akılları başlarına geldiğinde iş işten geçmiş olur.

Bir diğer mevzu ise sevmek. İnsanın en temel yaradılış özelliklerinden biri, öyle ki bir insan ailesini gerçekten severse, sayarsa onlara bağlı olur, onları tanır, onlarla birlikte olmaktan keyif alır, sıkılmaz. Mesleğiniz de aynen bu şekildedir. Onu severseniz, onunla mutlu olur, bir de üstüne başarılı olursunuz. Bu sebepten ötürü, kesinlikle ve kesinlikle eğer istemiyorsanız, eğer bilgisayarı sevmiyorsanız bu mesleği seçmeyin. Ailenizin baskısı ile zaten tercihinizi yapmayın, önce bir düşünün, en sevdiğiniz aktivitelerinizi düşünün, eğer ki içinde bilgisayar var ise o zaman bu mesleği seçin.

Bir diğer mesele ise şüphesiz okul seçimi. Şuna emin olun ki, Türkiye’de tam manasıyla, şahane bir bilgisayar mühendisliği bölümü yoktur. Daha evvel de bahsettiğim üzere mesleğimiz henüz anlaşılamamış durumdadır. Bunun yanında son� yılların güzide mesleği olan bilgisayar mühendisliği bölümü derslerini genelde bilgisayar mühendisliği mezunu öğretim görevlileri vermez. Çoğu elektirik-elektronik mezunudur ve sonradan bu alana ilgi duymuşlardır. Yazılım sektörünün büyümesi ve mühendislere geniş olanaklar sağlayıp devasa projelerde yer almalarını salaması da akademisyen sayısını azaltmıştır. Bunu çok daha detaylı olarak sonra inceleyebiliriz, zira çoğu insan kendi içindeki özgüvensizliğinden piyasaya çıkıp yazılım uzmanı olamayacağından ürker ve “akademisyen olurum abi, üniversitede kalırım” der. Oysa ki bu ne kadar da ilginç bir mantıktır.

Peki bunca laftan ne çıkartmalıyız? Şöyle ki; bilgisayar mühendisi olacaksanız bunu kendiniz başaracaksınız. Kafanıza kimse sihirli bir asa ile dokunup sizi böyle gözlüklü beyaz önlükler giyen labaratuvarlarda koşturan bir bilgisayar mühendisi yapmayacaktır, buna emin olun. Siz kendiniz arzulayacak, kendiniz kovalayacak, kendiniz araştıracaksınız. Eğer böyle olursa, kendi mesleğinizde ileriyi görmeye başlarsınız ve şüphesiz doğru yoldasınızdır. Yoksa okulun kampüsü küçük, aktivitesi yok diye söylenir ve kendi işinize adapte olmazsanız muhakkak ki kaybeden siz olacaksınız.

Bunun için acele etmeyin, kendinize sorular sorun, bilgisayarı sevip sevmediğinizi düşünün, bir okula takılıp kalmayın zira o okulda dört – beş sene geçireceksiniz, lakin bir mühendis olarak kırk yıl geçirebilirsiniz, bu sebeple adımlarınızı atarken dikkat etmeye çalışın. Herkesin dediğine hemen aldanmayın, herkesin dediğini kafanıza not düşün, onlardan sonuçlar çıkartmaya bakın. Bu alanda acele ile karar vermek ya da sabit bir fikir ile “ben böyle bir yol seçtim, böyle giderim abi” dememeye gayret gösterin. Bilgisayar bilimlerinde neyin ne hızla değişeceği bilinemiyor. Alanınızda en iyi mühendisken aldığınız 5000$ maaş birden yeni bir teknolojilerin yayılmasıyla 500$’a düşebilir. Bu sebeple özünüzü ve size en yakın bilgisayar mühendisliği alanını seçin.

Gelecekteki proje arkadaşlarıma şimdiden başarılar dilerim :)

1 Comment

  1. Ali Arslan dedi ki:

    Bilgilendirmeleriniz için teşekkürler.. Ellenize emeğinize sağlık hocam.

Bir Cevap Yazın